İçeriğe geç

Böylece ilm-i ilâhî ihatasında “bî kem u keyf” ve “bi gayri darbin min misalin” hakaik-i mücerrede –demek caizse– izafî hakikatlerine ve icmalî ilk taayyünlerine bağlı Hazreti Rabbülâlemîn’in emir ve meşîeti istikametinde ve fevkalâde bir tedbirle yürürler baş döndüren bir tafsile.. Mürîd, Hazreti Zât’a ait irade sıfatı, tedbir de O’na aittir. Mufassıl, Rabbülâlemîn’e ait sıfat-ı sübhaniyedir. Tafsil ve inkişaf da O’nun şe’n-i rubûbiyetinden kaynaklanmaktadır. O, يَفْعَلُ اللّٰهُ مَا يَشَاءُ وَيَحْكُمُ مَا يُرِيدُ“Allah meşîet buyurduğunu yapar ve dilediği gibi hükmeder.” hakikatinin biricik sahibidir. يُدَبِّرُ الْأَمْرَ يُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ“O hep bir tedbir çerçevesinde işlerini düzenleyip âyetlerini açıklar.”1 fehvâsınca, takdir de tedbir de tafsil de tamamen O’na aittir.

O, Zâtı itibarıyla “Ehad”, sıfatları açısından da “Vâhid”dir. Bütün kesret âlemlerinin arka planında, berideki dizaynda, o birbirinden farklı umum taayyün mertebelerinde O’nun “Ehadiyet” ve “Vahidiyet”inin cilveleri nümâyândır. “Ehadiyet-i Zâtiye”, “Cem’ü’l-cem” ve “Hakikatü’l-Hakaik” da diyebileceğimiz “Ehadiyet-i İlâhiye”ye bütün esmâ ve sıfâtın râci olduğu –tabir yerinde ise– mertebedir ve zevken o mertebeye uyanmış bir ârif O’ndan başka hiçbir şeyi duyup hissetmez. “Makam-ı cem” de denen vahidiyet mertebesine gelince, o, kesret tecellîlerine açılan lâhûtî bir kapı ve icmallerin tafsile yürüdüğü bir sır ufkudur. Bu mertebelerden birincisine taayyünât adına bir fihrist, bir çekirdek nazarıyla bakılacak olursa, ikincisini bir kitap, bir şecere ve inkişaf eden bütün bir âlemin/âlemlerin kaynağı şeklinde yorumlamak –inşâallah– mahzursuzdur.

94