İçeriğe geç
18. Bölüm

Huzur

İç rahatlığı, ruhta tatmin duygusu, hâlden memnuniyet hissi ve gönül dünyasında inşirahlar yaşama mânâlarına gelen huzur, maddî olduğunun yanında hatta ötesinde mânevî bir derinliği, dünyevî olmasının yanında uhrevî ve ilâhî enginliği de olan kapsamlı bir kelimedir. Onun mecâzen, bazı önemli kimselerin makamı veya bu tür şahısların maiyetleri mânâsına gelme gibi bir anlamı da vardır ki o bizim konumuzun dışında kalır.

Maddî ve dünyevî huzur, herkesin aradığı ve çokların peşinde olduğu huzurdur ki, bir ihtiyac-ı mübrem ve herkes arkasından koştuğu hâlde iman ve mârifet dairesi dışında elde edeni az, devam ettireni ondan da az; adı var kendi yok, müsemmâsız bir isim gibidir. Onu, iman, iz’ân ve mârifet dairesi dışında arayanlardan biri –belki de bu sözlerle o, başkalarının hissiyatına tercüman oluyordu– ne hoş söyler:

“Âsûde olayım dersen, gelme cihâna
Meydana düşen kurtulamaz seng-i kazâdan.”
(Ziya Paşa)
200