Mesela, anne rahmine düşüşten bebekliğe, bebeklikten gençliğe, gençlik çağlarından, olgunluk ve ihtiyarlık çağlarına kadar; gecede – gündüzde, yazda – kışta, değişen her demde; hastalıkta – yorgunlukta, değişen her hâl ve şartta, gerekli olan gıda ve sair ihtiyaçların yaratılışı… Bunların midenin ve diğer uzuvların yapısına göre hazırlanması; en uygun ve münasib tatlarda, kıvamlarda, ambalajlarda, yer ve zamanlarda ihsan edilmesi, yine Allah’ın İnâyet eli ile birlikte işleyen, fevkalade şumullü, ince ve hassas Hikmet elini de gösteriyor.
Kısaca temas ettiğimiz İnâyet ve Hikmet delillerini layık-ı vechiyle ele alıp, tahlil etmek istesek ciltlerle kitap yazmamız gerekir. Ama Cenâb-ı Hakk’ın şu Kitab-ı Kebir-i Kâinat’taki asar-ı san’atını tefekkür etsek; göklerde gezen yıldızların içine girip mahiyetlerini araştırsak; denizlerin içine, mağmaların derinliklerine dalsak; akyuvarlara, alyuvarlara binip hücreden hücreye dolaşsak, heryerde: Allah vardır, birdir! İnâyet ve Hikmet eliyle bütün kâinatı bizler için seferber edip koşturan, besleyip hayatiyetimizi devam ettiren O’dur dediklerini müşahade edeceğiz.
KÂİNATTA PLANSIZ HİÇBİR İCRAAT YOKTUR
Kâinatın en uzak köşelerinden Dünya’mıza kadar, en büyük galeksilerden Ay’ımıza kadar hesapsız ve nizamsız hiçbir şey yoktur. Herşeyde, her hadisede, her icraatta bir plan ve hesap vardır. Yapılan tetkikler ve araştırmalar da kâinatta derin bir hendese ve hesabın hâkim olduğu kanaatini vermektedir. Kim, hangi nazarla bakarsa baksın bunu müşahade edecektir.
Mesela, hendese ile uğraşanlar, kendi perspektifleriyle bakıp, istedikleri yerlere nazarlarını dikip, istedikleri noktayı ele alsınlar. Nerede olursa olsun, heryerde hendesî ölçüler ve şekiller göreceklerdir. Şuuraltlarındaki üçgenlerin, dörtgenlerin, helezonların, elipslerin veya sarmalların her çeşidi ve boyutu ile karşılaşacaklardır.