İçeriğe geç

Kardeşleri, vatandaşları ve insanlık için inleyen bu büyük çilekeşlerdir ki, şirâzeden çıktığı her anda insanlık için inlemiş ve iniltisi etrafında bal arısı gibi kabiliyetleri toplamışlardır. Bu arada ziyadan rahatsız olan yarasalar; gönül dünyasından habersiz ruhsuzlar; etrafa salya saçan ipsizler; her önüne gelene kös kös uyup giden köksüzler; fezaya anlaşılmaz şerâreler uçurarak havayı bulandırmadık istemişlerse de çıkış lâhûti bir âlemden olduğu için sadece kulak tırmalamakla kalmışlardır.

Batılı’nın, Merih’ten, Zühre’den gelmiş garip varlık olarak karşıladığı Campenalla ve Morenin iniltileri, hem gerçekten fersah fersah uzak oldukları hâlde, kısa zaman sonra Avrupa alıcılarında duyulur hâle geldi ve daha sonra pek çok milletleri çığırının sevdalısı hâline getirdi.

Bir de bu inilti bir melekte olursa, yer yüzünde bir melekte. Hem de yüzde yüz Hakk’ın hatırı için, gökler çınlar, Arş sarsılır, bütün his sahibi gönüller ihtizaza gelir.

O iniltiden havada esintiler meydana gelir, bulutlar üst üste yığılır, zait ve nakıs iç içe girer. Yüzlerce yıldırım hava sürtünmesiyle milyonlarca faydalı oksitler yere iner, hayırlı, elim gibi büyür, şer ve şerli, Nerede sığınak? der. Öyle tarrakalar olur ki körler dahi görür, kulaksızlar dahi duyar. Nevbahar olduğunu, bülbülün şakıdığını, gülün yaprak yaprak açtığını.. Hem çiftçiyi hayrete sevk edecek şekilde…

O inilti dünden kulaklara girmit gibi bir hâl var ruhlarında. O inilti kâlb cidarına çarpmış gibi bir meâl var gözde, kulakta ve çepeçevre bizi saran ufuklarda…

Bu, mihnetkeşin iniltisi. Bu inilti, Hakk katında ruhanî tesbihi kadar kudsî. Bu sızlanış, gök halkı yanında göklerden daha ulvî. Zira bunda, bütün bir çöküşün, tamamen yıkılışın feryadı saklı ve bütün bir geleceğin ümidi gizli.

141