İçeriğe geç
وَإِنَّ لَكُمْ فِي الْأَنْعَامِ لَعِبْرَةً نُسْقِيكُمْ مِمَّا فِي بُطُونِهِمِنْ بَيْنِ فَرْثٍ وَدَمٍ لَبَنًا خَالِصًا سَۤائِغًا للِشَّارِبِينَ

“Doğrusu davarlarda da size deliller vardır: Zira size onların karınlarındaki işkembe ile kan arasından, hâlis bir süt içiriyoruz ki içenlerin boğazından afiyetle geçer.”3

Canlının yediği gıda, vücudun protein, vitamin, kalsiyum, demir, bakır vs. gibi ihtiyaçlarını karşılar. Bunlardan bir tanesinin eksikliği, insan vücudunda bir kısım arızalar doğurur. Bu arada vakti gelip de ihtiyaç ortaya çıktığı zaman, Allah canlılarda, yedikleri gıdalardan süt hâsıl eder.

İnsanın yediği maddelerin bir kısmı ağzında, bir kısmı midesinde erir ve umumiyetle ince bağırsaklarda sindirilir. İnce bağırsaktaki kılcallar tarafından emildikten sonra kan içinde süt bezlerine uğramak suretiyle ikinci bir tasfiye daha meydana gelir. Gıda verici şeylerin bir kısmı vücutta ihtiyaç duyulan merkezlere gider; ihtiyaç nisbetinde hücrelere dağıtılır. Bir kısmı da süt bezlerinde süt hâline gelir. Sonra bu süt memelere gider ve biz de, bizim için protein kaynağı olan sütü oradan alır, içer ve kuvvet kazanırız.

Kısaca arz ettiğimiz bu husus, ilmin ve müşâhedenin, yani gözlemin kabul ettiği bir meseledir. Şimdi aynı müşâhede altında Kur’ân’ın ilgili âyetine bakalım: وَإِنَّ لَكُمْ فِي الْأَنْعَامِ لَعِبْرَةً “Canlılarda, onların hayatlarında, gıda alışlarında sizler için ibretler vardır.”نُسْقِيكُمْ مِمَّا فِي بُطُونِهِ“Karınlarında olanın bir kısmını (hepsini değil) size içiriyoruz.” Karınlarında olanın nasıl yapıldığını da şöyle anlatıyor: مِنْ بَيْنِ فَرْثٍ وَدَمٍ Buradaki بَيْنَ kelimesi iki şeyin arasını ifade eder. Arapça’da iki şey olmazsa بَيْنَ kelimesi kullanılmaz. Nitekim ortada iki nesne vardır. Birisi kan, diğeri fışkı.

31