İçeriğe geç
هُوَ اللّٰهُ الَّذِي لَۤا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّحِيمُ

“O, öyle Allah’tır ki, O’ndan başka ilâh yoktur, görülmeyeni ve görüleni bilendir. O, Rahmân ve Rahîm’dir.”17

Bizim gaybla ve şehadetle, yani bilinen ve bilinmeyenle, görülen ve görülmeyenle, sezilen ve sezilmeyenle alâkalı taraflarımız var. Ancak bu her iki tarafımızı da bilen birisi bizi burada durdurur. هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّحِيمُ Rızka, Allah’ın bakıp görmesine, nimetleriyle beslemesine muhtaç nice kimseler vardır ki onlar, Allah’ın Rahmâniyet ve Rahîmiyetiyle beslenmektedir. Bütün yavruların anne karnında beslenmesinde, otların sert yer tabakasını yarmasında, bir kısım köklerin toprağı delip aşağıya doğru gitmesinde Allah’ın Rahmâniyet ve Rahîmiyetini görüyoruz. Allah’a dayanan her şey, en sert ve en kesif şeyleri şâk şâk ederek “Allah” deyip yoluna devam ediyor. İşte bu şeyleri bir bir bize Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan anlatıyor: هُوَ اللّٰهُ الَّذِي لَۤا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ“O öyle Allah’tır ki, eşi menendi ve ortağı yoktur.”

اَلْمَلِكُ : “Melik O’dur.” Kâinatın zimamı O’nun elindedir.

اَلْقُدُّوسُ : Kâinatta bir nezafet (temizlik) hükümfermâdır. Milyonlarca hayvan ölüsünün ve havadaki gazların kimyevî değişikliğe uğraması, ağaçların insanın çıkardığı, insanların da ağaçların çıkardığı şeyleri yutmaları; denge bozulduğu zaman araya denizin girip aynı şeyi yapması, denizlerin tuzlu olması, gök ve yerin temiz tutulması, Allah’ın “Kuddüs” isminin tecellîleridir. Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan, kâinattaki bu temizlik kanununu Allah’ın “Kuddüs” ismine bağlayarak bize anlatıyor.

44