İçeriğe geç

Yani de ki: Allah birdir. Kimseye muhtaç değil ama âlem O’na muhtaçtır. Nizam O’nun sayesinde ayakta durur. Kâinat O’nun Kayyûmiyetine dayanmaktadır. Eğer O’nun Kayyûmiyeti olmazsa bütün nizam alt üst olur. İnsan her hâliyle O’na muhtaçtır. Muhtaç olduğu şeyler Allah tarafından verilmese, insan söner gider ve yeryüzünde hiçbir şey kalmaz. Allah; ne bir insan evlâdıdır, ne de bir başkası O’nun evlâdıdır. O, ne baba olmuştur, ne de evlât olmuştur. O’nun eşi, ortağı, menendi, dengi de yoktur.

Kur’ân, bu hususu anlatmakla, bize Zât-ı Ulûhiyet hakkındaki en önemli bir hususu öğretiyor. Eğer öğretmeseydi, Eflâtuncuların saplandıkları gibi “Ruh-u Küllî” akidesine, İşrakiyeciler gibi daha başka yanlış düşüncelere saplanacaktık. Veyahut Hristiyanlar gibi; –hâşâ– Allah’ı (celle celâluhu) Hz. İsa’ya baba, Hz. Meryem’i Allah’a hanım; Hz. İsa’yı Allah’a oğul yapacaktık. Ama Zât-ı Bârî hakkında en sağlam, en sarsılmaz, en köklü akideye biz, yine Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan sayesinde sahip olduk.

d. Kur’ân, Şuunat-ı İlâhiye’nin Tefsiridir

Zâtî şuunatı da en güzel yine Kur’ân anlatıyor. Şöyle ki:

قُلِ اللّٰهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشَاۤءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَاۤءُ وَتُعِزُّ مَنْ تَشَۤاءُ وَتُذِلُّ مَنْ تَشَۤاءُ بِيَدِكَ الْخَيْرُ إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ۝تُولِجُ اللَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَيَّمِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الَمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ وَتَرْزُقُ مَنْ تَشَۤاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

“De ki: Allahım, mülkün Sahibi Sensin. Mülk, Senin elindedir. Dilediğine mülkü verir, dilediğinden alırsın. Dilediğini azîz, dilediğini zelîl edersin. Bütün hayır Senin elindedir, Sen, her şeye kadîrsin. Geceyi gündüze sokar, gündüzü de geceye sokarsın, ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarırsın. Dilediğini sonsuz nimetlerinle perverde edersin.”19

46