İçeriğe geç

Kur’ân her yönüyle çok güzeldir; onun güzelliği âdeta beni büyüler ve azıcık aklımın erdiği yerlerde duygularım heyecanla köpürür. Evet her yönüyle Kur’ân’a hayran olduğumu bütün samimiyetimle söyleyebilirim. Bu hayranlığım, sadece onun Allah kelâmı olmasından ötürü ve mutlaka hayranlık duymamız gerektiği için değildir. Çok defa onu okuduğum zaman âdeta beni büyülüyor gibi olur ve kendimi onun hayranlık uyandıran ikliminde bulurum. En güzel şeylerden bile insan usanabilir ama Kur’ân’dan usanmak mümkün değildir. Onu kıraat ederken bazen kendinize o kadar yakın hissedersiniz ki “Şu sözler bana ne kadar yakın, sanki benim benliğimden fışkırıyor.” dersiniz ve o, size çok duru, tabanı berrak taşlarla örülmüş bir su gibi gelir. Ayağınızı atınca, ancak dizinize çıkar zannedersiniz, içine daldığınızda ise elli defa boyunuzu aşar fakat yine de o arîz-amîk enginliğinde onda hep bir duruluk içinde seyahat edersiniz.

Evet Kur’ân, bugünün ve yarının gerçeğini ve iç yüzünü terennüm ediyor; kim bilir o ahirette nasıl inkişaf edecek!.. Belki size, “Haydi gelin, kızartılmış kuşlar, püryan olmuş dana butları ve daha ne istiyorsanız hepsi var, yiyin..” denecek, ama siz, “Hayır, ben şimdi Kur’ân yiyor, Kur’ân içiyorum.” diyeceksiniz.

92