İçeriğe geç

Burada istidradi olarak şunu da ifade etmekte fayda görüyorum. Meselâ bir kimseyle herhangi bir konuda mülâkat yapılacağını düşünelim. Şimdi bu durumda kişi önce genel bilgi açısından teferruat ve detayına inmeden konuyu kaynaklarından bakmalı, genel değerlendirmeyi ise mülâkat esnasındaki atmosferin ona üfleyeceği ilhamlara bırakmalıdır. Böyle olmadığı takdirde kişi, oraya bir hafıza hamalı olarak gelecek, her şeyi hafızasında tutmaya çalışacaktır.. ve tabiî sun’îliklerden de kurtulamayacaktır; kurtulamayacak ve ilhamın kolunu, kanadını kırarak sadece mantık hokkabazlığı yapacaktır. Vicdana açık durmadan başka hiçbir şeyin ruhun kanatlanmasını sağlaması mümkün değildir.

Aktif – Pasif Ümit

İnsan hiçbir zaman ümidini yitirmemeli; aksine hep ümitli olmalıdır. Bazen hiçbir şey yapılamasa bile, kişinin ümitli olması yeter ve bu kadarı bile ona sevap kazandırır. M. Âkif, İstiklâl Marşında:

Doğacaktır sana vaad ettiği günler Hakk’ın
Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın

derken bu duruma işaret eder ve hiçbir şekilde yeise düşülmemesi gerektiğini salıklar. Üstad ise, aynı duruma, “Yeis, mâni-i her kemaldir.”5 sözleriyle işaret eder.

81