Yine iyi bir idarecinin yetişmesi için de, aynı şekilde yetiştirici esaslarıyla işleyen iyi bir devlet mekanizmasının olması lazımdır. Ufku dar ve kapalı bir sistem içinde insanüstü dâhileri bile istihdam etseniz ve onlara, “Siz sadece size gelen emirleri uygulayın, başka bir işe karışmayın.” deseniz, onların dâhiler olarak kalmaları şöyle dursun, normal insanlık kabiliyetlerini de kaybedecekleri bedihîdir. İşte böyle bir politika çarkı içinde bir idarecinin, bir içtimaiyatçının kendi istidat ve kabiliyetini inkişaf ettirmesi mümkün değildir. Her şeyiyle sürüm sürüm böyle bir sistemde sloganlar, atıp-tutmalar vardır ama, başarı yoktur. Yanlış anlaşılmasın; ümitleri yıkıp, bir şey yapamadığımızı/yapamayacağımızı söylemek istemiyorum. Demek istiyorum ki bu hâlimizle devletler muvazenesinde bir cihan devleti olmamız mümkün değildir. Bir zamanlar ülkemiz, kritik bir dönemden geçiyordu. Düşmanlarımız, âli bir devletten geriye kalan bir milletin kolunu kanadını kırmak, ondan da önemlisi azmini, ümidini parçalamak için bahaneler arıyor ve “Sizin dışarıda işiniz yok; size çizilen sınırlar içerisinde kalacaksınız…” diyorlardı ki, böyle bir dönemde, “cihan” davası güdülemezdi. Değil cihan davası, ülkemizin hasımları en küçük bir adaya dahi müdahale hakkı vermezlerdi. Bu yüzden o gün bir maslahat için söylenmiş bazı sözler olabilir. Ancak günümüzde şartlar olabildiğine değişmiştir; dolayısıyla o sözlere takılıp kalınmamalı ve yeni stratejiler takip edilmelidir.