Hâsılı, tabiatı koruma, onu muhafaza etme düşüncesinin topluma mâl olması çok önemlidir. Böylece, işe sahip çıkan insanların çokluğu nispetinde, neticeye daha çabuk gidilebilir. Ve kim bilir belki de işte o zaman insanoğlu “Yitirilmiş Cennetlere” tekrar kavuşabilir.
İnhitatımızın Perde Arkası
Bediüzzaman Hazretleri, daha Meşrutiyet yıllarında bu milleti bitiren cehalet, zaruret ve tefrika gibi üç esastan bahseder.23
Nizamiyeler’in kurulmasıyla, fünun-u müspete, büyük ölçüde medreselerden kovulmuş, İslâm’ın ruhî hayatı diyebileceğimiz zühd, takva… gibi esaslar da, yine aynı nispette bir kenara itilmiştir. İmam Gazzâlî’nin İhyâu ulûmi’d-dîn kitabının baş kısmında ısrarla vurguladığı gibi, sekiz asırlık bir dönem içinde selem, îcar, ticaret… denip, kısır bir döngü içinde bir inhitat dönemi yaşanmıştır. Bu insanlar, Allah’ın kelâmı olan Kur’ân-ı Kerim’i okuyup, onunla amel etme ne kadar gerekliyse, Allah’ın kendi ilmiyle planlayıp dizayn ettiği kâinat kitabı içinde fizik, kimya, matematiğin de okunup anlaşılmasının o kadar şart ve elzem olduğunu bir türlü anlayamamışlardır.
Yine Bediüzzaman’ın ifadesiyle bunun cezası dünyada görülecektir ve bugün İslâm âleminin maruz kaldığı mahkûmiyetin, mağduriyetin, mazlumiyetin… sebeplerinden biri de işte bu olsa gerek.24
Dipnotlar
- 23 Bediüzzaman, Tarihçe-i Hayat s.61 (İlk Hayatı).
- 24 Bkz.: Bediüzzaman, Sözler s.792-793 (Lemeât); Mektubat s.537-538 (Hakikat Çekirdekleri).