Burada dikkat edilmesi gereken ayrı bir husus, herkesin kabiliyetleri, istekleri doğrultusunda çalıştırılması ve yönlendirilmesidir. Kim bilir, kalbinde hadis sevgisi olanlarla azıcık meşgul olunsa, onlara yol ve yöntem öğretilse, belki de onların içinde Buhârîler, Müslimler, Ebû Dâvûdlar çıkacaktır. Bu yönlendirme düşüncesi hayata geçirilmediği takdirde bu istidatların kendiliğinden ortaya çıkmasını beklemek safdilliktir. Evet, herkes kendi istidadına uygun olan dalda başarılı olabilir. Ve bu umumî kaidenin istisnası azdır.
Öte yandan her başarı, çalışan insan için bir primdir. Hatta insanlarda çalışma aşkı olunca dünyevî hiçbir şey kazanmasalar bile hayatlarının sonuna kadar bu yoldan vazgeçmezler. Pasteur, Freud, Einstein, Edison ve daha niceleri hayatlarını daima sıkıntılar içinde geçirmişlerdir ama, ilim aşkı ve ilim zevki onlara bu yolda ilerlemeleri için yetmiştir.
Hâsılı, toplum çapında herkes için bir gaye-i hayal olursa, nefislerin enelere dönmesi ve toplum bazında bir egoizmanın hâkim olması söz konusu olamaz.12 Aksi hâlde insanlar, o gaye-i hayali bulacakları âna kadar her şeyi benliklerinin etrafında örgüleyecekler ve onlar içinden, Pasteurlar, Edisonlara, Ebû Hanifelere, Birunîlere bedel, sadece kendi nefsini düşünen bir kısım egoistler, kendini beğenmiş hastalar ve dünyanın tamamını verseniz yine tatmin olmayacak ucûbe insanlar çıkacaktır.. ve maalesef bizim toplumumuzun yakın dönem itibarıyla yaşadığı ruh hâleti de budur.
Tabiatı Koruma Bir Vecibedir
İnsanoğlu, mebdei itibarıyla Cennet’te yaratılmış, sonra ilâhî emre uymama (oradaki umumî âhenge de denebilir) sebebiyle Cennet’ten çıkarılmış ve bu yeni âleme gönderilmiştir.13 Bu itibarla da o, dünyada yaşadığı sürece, hep çıkarılmış olduğu Cennet’i arzu etmiş ve edecektir.
Dipnotlar
- 12 Bkz.: Bediüzzaman, Mektubat s.531 (Hakikat Çekirdekleri).
- 13 Bkz.: Bakara sûresi, 2/35-36; A’râf sûresi, 7/19-24.