Ayrıca bunlar, sanat, müzik, spor camiasında Rabbimiz’in adını duyuruyorlar. Öteden beri hep arz ederim, eski yıllarda da çok söylemişimdir: “Allah bana imkân verse de tiyatro sahnelerine çıksam ve bir defa da orada Allah’ın adını haykırıp insem.” Fakat şimdi o sahnelerin zirvelerini tutmuş pek çok kimse, Allah, peygamber, din diyor. Bugünleri bizlere gösteren Rabbimiz’e binlerce hamd ü senâ olsun!
Evet, bence toplumun her kesiminde ciddî bir rehabilitasyona ihtiyaç var. Bu vesile ile Yüce Rabbimiz’in adı dilden dile, gönülden gönüle aktarılır. Evet, mühim olan, her insanın istidadı ölçüsünde Rabbisini anlatmasıdır. Rabbim muvaffak eder ya da etmez, o, O’nun bileceği iştir. Biz vazifemizi yapıp, şe’n-i rubûbiyetin gereklerine karışmama kararındayız.
Seviyeli Temsil ve Vaad Ettikleri
Günümüzde ulûhiyet ve nübüvvet gerçeğinin ayrı ayrı düşünülmesi, peygamberlerin, Allah’la insanlar arasında bir hayt-ı vuslat veya bir başka ifadeyle sema ile arzın buluşmasını temin eden kişiler olduğunun bilinmesi, nübüvvet gerçeğini hakikî mânâda idrak edemeyen insanların tekrar salim düşünceye dönmelerine ve hakkı bâtıldan ayırmalarına vesile olabilecektir.
Diğer bir mesele de, bugün hemen bütün dünya ülkelerinde dine karşı bir yumuşama söz konusudur. Bu yumuşama –bana bir zamanlar– bizim Batı üstünlüğü karşısında yediğimiz şokun neticesi olarak, içine girdiğimiz arayışı hatırlatmaktadır. Aslında bu yumuşama süreci; komünizmin, tarihî maddeciliğin, ateizmin.. aklen ve fikren yetmezliğinin hissedilmesiyle başlamıştır.