Mevlâ, insanın vicdanında bir cennet yaratmıştır. Pek çok ehl-i hakikat, hususiyle ehl-i tasavvuf, vicdanlarındaki bu cenneti gördükleri için ahirette tahakkuk edecek Cennet’e iltifat etmemişlerdir. Haddizatında, insanın vicdanındaki de bu cennetin bir temessülüdür. Bir bakıma bilemediğimiz ölçülerle, yollarla insan vicdanında mâkes bulan bu şey, ahirette her şeyiyle mükemmel olan Cennet’in bir aksidir.
***
Burada sorulan soruların ağırlıklı olarak Müslümanların esas meselelerine müteveccih olduğu görünüyor. Bu durum, bugünün Müslümanının, günümüzün problemlerini idrak etme istikametinde olduğunu göstermesi bakımından oldukça memnuniyet vericidir. Bunu, tahdis-i nimet kabîlinden arz ediyorum. Cenâb-ı Hakk’ın bize olan lütfunun bir ifadesidir inşâallah. Bunu böyle kabul etmemiz Cenâb-ı Hakk’ın, bu kabîl nimetlerini artırmasına vesile olur ümidindeyim.
***
Biz, halktan uzak bir şekilde sadece kendi dünyamızı yaşayarak –Eflatun’un mağara misalinde olduğu gibi– sadece gölgelerle yetinen, dıştaki yaşantıya vâkıf olmayan, halka inmeyen bir vaaz şeklinin insanlar için çok faydalı olmadığına inanıyoruz. İnsanların arasında yaygın olan değişik fikirlerin, hususiyle de gençlerin arasında kol gezen türlü türlü soruların, şüphelerin, tereddütlerin kürsüye getirilip bütün tereddüt ve şüphelerin izale edilmesinin doğru bir yol olduğu kanaatindeyiz.