Allah Resûlü bir seriyye gönderiyordu. Onlara, kumandanlarına itaat etmelerini emretmişti. Daha sonra yolda seriyye kumandanı, arkadaşlarında hissettiği bir şeyden ötürü, hemen bir ateş yaktırıp, onlara kendilerini ateşe atmalarını emretti. Orada bulunanların bir kısmı “Hemen kendimizi atalım; zira Allah Resûlü mutlak itaati emretti.” dediler. Diğer kısmı ise, “Biz ateşten kurtulmak için Müslüman olduk. Gidip Resûl-i Ekrem’e (aleyhissalâtu vesselâm) soralım. Eğer bu hususta da kumandana itaat edilecekse o zaman kendimizi ateşe atalım.” karşılığını verdiler. Medine’ye dönüldüğünde durum Allah Resûlü’ne intikal ettirildi. Efendimiz: “Eğer kendinizi ateşe atsaydınız, ebediyen ondan çıkamazdınız.” buyurdu.3 Yani Cehennem’e giderdiniz. Allah’a isyanda mahluka itaat olmaz. Demek ki, Allah’a isyanın dışında her şeyde emîre itaat edilecek..!
İtaat anlayışını kuvvetlendirmek için Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), Hudeybiye’den sonra Mute’ye gönderdiği ordunun başına azadlı kölesi ve evlâtlığı Zeyd İbn Hârise’yi kumandan tayin etti. Oysaki, ordunun içinde Cafer İbn Ebî Talib vardı.