Kaderin mahrem bir sırrıdır ki, bugün dünyanın dört bir yanında, nerede Müslüman varsa, orası mutlaka sahabe döneminde fethedilen yerlerdir. Endülüs, 8 asır Müslümanların elinde kalmış olmasına rağmen, göz doldurur bir şey bulmak çok zordur. Fakat Türkistan’da, Dağıstan’da, Özbekistan’da hâlâ camiler, medreseler vardır. Çünkü buralar sahabe tarafından fethedilmiştir. Aynı zamanda buralar, Buhârî’den Müslim’e, Müslim’den Tirmizî’ye, ondan İbn Sina’ya, Fârâbî’ye kadar kendi ilim sahalarında en muhteşem simaları yetiştiren yerlerdir. İslâm buralarda hakkıyla yaşanmıştır.
Şimdi, ihlâsla temeli atılmış, samimiyetle tohumu saçılmış ve harcında sahabenin kanı olan bu yerler inşâallah bir gün yeniden İslâm’ın “yed-i beyzâ”sına teslim olacaktır. Evet, milletçe, bu eski ülkelerde yeniden varlığımızı hissettireceğimiz günleri bekliyoruz. Ve inanıyoruz ki, gün gelecek oralarda kaybolan İslâmî hava, İslâmî ruh ve şuur mevce mevce yeniden dalgalanacaktır. Bu ayrı bir fasıldır ve aynı zamanda bizim de bam telimizdir. Şimdilik bu konuya bir nokta koyup geçiyor ve sadede dönüyoruz.
Sahabe çok kısa bir zaman içinde cihanı fethe muvaffak olduysa her hâlde bunun kendine göre bir hesabı ve değerlendirmesi vardır. Sahabe ki, teker teker hepsi, İslâm davasının birer mecnunu idiler. Evet, dıştan ve zâhirî gözle bakanlar onlara deli derdi. Çünkü onların yaptıkları aklı durdurup, hayali donduracak çapta şeylerdi.