İçeriğe geç

Meselâ, bir yolculukta yemek yapılacaktı. Sahabeden biri, “Koyunu kesmek bana ait.” dedi. Diğeri “Yüzmek de bana ait.” deyince, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) hemen ayağa kalkıp “Odun toplamak da bana ait.” buyurdular ve odun toplamaya koyuldular.20 Hendek kazımında bizzat bulunduğu, mescit yapımında herkesle beraber kerpiç taşıdığı hepimizin malumudur. O, böyle davrandı ve arkadaşlarını da böyle yetiştirdi. Onun içindir ki, Ebû Bekirler, Ömerler, Osmanlar, Aliler (radıyallâhu anhüm), müstesna bir titizlikle, kılı kırk yararak, adalet ölçüsünde yaşayabildiler. Bunu onlara, muallim ve mürşitleri olan Allah Resûlü öğretmişti.

Amr b. Âs’ın (radıyallâhu anh) bu mevzuda hassas davranamadığını duyan Hz. Ömer (radıyallâhu anh) ona hitaben şiddetli bir dil kullanıyor ve mektubunda şöyle diyordu: “İnsanlar analarından hür olarak doğdular. Ne zamandan beri onları köle olarak kullanıyorsunuz?!..”

Bu ölçüyü bulabilme de onların, Efendimiz’den öğrendikleri edeple mümkün oluyordu.

Demek oluyor ki, günümüzün ve yarının insanının da önünde bir Edep Rehberi vardır. O edebe riayet, ferdin ve cemiyetin kurtuluş beratı olacaktır. Ancak biz, böyle bir sütunda O’nu tafsilatıyla sunamadığımızdan ötürü üzgünüz. Sunmamız da mümkün değildir. İmkân elverirse, bu mevzuu, müstakil bir eserde ele alıp incelemeyi düşünürüz. Burada sadece mevzuun felsefesine küçük bir işarette bulunmuş olduk.

17