İçeriğe geç

Gözyaşı içinde namaz kılan bir insanın hâl ve durumu, en azından, onun yanında namaza duran insanın da kalbini yumuşatır, hatta bazen ona da gözyaşı döktürür. Bir çoğunuz müşâhede etmişsinizdir. Ravza-i Tâhire’de ve Beytullah’ta öyle namaz kılan, secde ve rükûuyla öyle ubûdiyette bulunan insanlar vardır ki, bizler onları seyrederken kalbimiz duracak hâle gelir…

“Rükû edenlerle beraber siz de rükû edin.”5 âyetinin işaretinden biz bunu anlıyoruz. Kişi sevdiğiyle beraberdir.6 Onun için evvelâ bu türlü ibadetle Rabbi’ne kulluğunu takdim edenleri sevecek ve sonra da hep onlarla beraber olmaya çalışacağız. Bu arada namazlarımızı da onlarla beraber kılacak ve onlarla huzur-bahş olan bir iklimde bulunmaya çalışacağız.

Hz. Âişe Validemiz (radıyallâhu anhâ), Allah Resûlü’nün namazını anlatırken şöyle der: “Allah Resûlü’nün iki rekât namazına şahit oldum. Öyle bir kıyamda durdu ve kıyamını öyle uzattı ki, o kıyamın güzelliğini ne sen sor ne de ben söyleyeyim. Sonra rükûu da böyle oldu. Ardından secde etti; secdesi de en az rükûu kadar güzeldi…”

İşte biz de bir taraftan namazımızı Allah Resûlü’nün bu namazına benzetmeye çalışacak, diğer taraftan da namazı Hak dostlarıyla beraber kılacak ve onların kulluk keyfiyetini gönüllerimizde yakalamaya çalışacağız.

Dördüncüsü: İrademize hürmet ve saygı duyarak ve iradeli bir varlık olmanın gereğini yerine getirerek, namazımıza biraz çekidüzen vermeliyiz. Evet, irademize temrinler yaptırmalı ve huzura giden yolda biraz da O’nun mevcudiyeti esasına göre yürümeliyiz.

246