İnsan namaza gelirken, bu anlayış ve bu düşünce ile gelmelidir. Böyle kudsî bir işe hazırlanma çok önemlidir. Her şeyden evvel namaza hazırlanırken abdest alınır. Bazı hâllerde de abdest yerine gusül yapılır. İnsan, abdestte her uzvunu yıkayışıyla ayrı bir mesafe alır, ayrı bir aydınlık idrak eder ve ayrı bir canlılığa ulaşır.. abdest içinde okunan dualarla da belli bir metafizik gerilim içine girer. Bu arada camiye giderken yapılacak bir kısım dualar da vardır ki, insan bunlarla adım adım Rabbi’nin huzuruna gelişini hisseder ve yaptığı dualarla âdeta semavîleşir. Bu kapı, herkese olmasa bile çoklara açıktır. Hz. Ali (radıyallâhu anh) gibi insanlar her namaz vakti sararıp solar ve âdeta bayılacak hâle gelirlerdi…
Zira namaz ilâhî huzura ermek ve âdeta, vicahî olarak Hak’la görüşmek demektir.
Bir insan düşünün ki, kendisine çok mühim bir meselede, seçkin bir topluluk karşısında, bir konuşma teklifi yapılmıştır.. ve o insan ilk defa böyle bir topluluk huzuruna çıkacaktır. Dinleyenler arasında her sınıfın en üst seviyedeki temsilcileri de bulunmaktadır. O insan böyle bir durum karşısında nasıl sararır, solar, bocalar, kem küm eder ve müthiş bir heyecan içine girer; öyle de kul, namazında bu kişinin durumundan bin misli daha fazla bir heyecan ve helecan içine girer.. tabiî ne yaptığının şuurunda ise… Çünkü biraz sonra onun konuşacağı meclis, sadece misal olsun diye sözünü ettiğimiz meclisten kıyas kabul etmeyecek ölçüde daha mehâbetli ve daha yücedir.