İçeriğe geç
Sözler

olduğunu gayet parlak bir surette ve açıkça gösterir. Sahabenin insanlık içinde peygamberlerden sonra en seçkin şahsiyetler olduğunu ve onlara yetişilemeyeceğini kesin bir şekilde ispat eder.

Yirmi Sekizinci Söz

وَبَشِّرِ الَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ أَنَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ كُلَّمَا رُزِقُوا مِنْهَا مِنْ ثَمَرَةٍ رِزْقًاۙ قَالُوا هٰذَا الَّذِي رُزِقْنَا مِنْ قَبْلُ وَأُتُوا بِه۪ مُتَشَابِهًا وَلَهُمْ فِيهٓا

أَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ ayetinin cennete ve ebedî saadete dair hakikatini doğrulayan yüzlerce ayetin mühim bir hakikatini iki makamda tefsir eder.

Birinci Makam: Beş soru ve cevap ile cennetteki cismanî lezzetler ve huriler hakkında tenkit sebebi olmuş meseleleri öyle güzel bir surette anlatır ki, herkesi ikna eder.

İkinci Makam: Arapça ibare olarak on iki lâsiyyema kelimesiyle başlar. Ölümden sonra dirilişe, cennet ve cehennemin hakikat olduğuna dair gayet kuvvetli, kesin, sarsılmaz binlerce delili içeren açık bir burhandır ki, Onuncu Söz’ün kaynağı, esası ve özüdür.

Yirmi Dokuzuncu Söz

تَنَزَّلُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِمْ ، قُلِ الرُّوحُ مِنْ أَمْرِ رَبِّي وَمٓا أَمْرُ السَّاعَةِ إِلا

مَا خَلْقُكُمْ وَلَا بَعْثُكُمْ إِلاَّ كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍكَلَمْحِ الْبَصَرِ أَوْ هُوَ أَقْرَبُ ayetlerinin ve yüzlerce ayetin ölümden sonra dirilişe, ruhun bekâsına ve meleklere

936