İçeriğe geç

Yedinci Fıkrada: Aynı şekilde, canlıların ve bilhassa insanın, cisminde mevcut ve muntazam saatler, makineler gibi işleyen ve işletilen dâhilî ve haricî uzuv ve cevherleriyle, bilhassa zahirî beş duyusu gibi kusursuzca iş gören duygularıyla Cenâb-ı Hakk’ın birliğini ispat ettiğini…

Sekizinci Fıkrada: Kâinatın özü olan insanın, insanlığın neticesi olan peygamberlerin, evliya ve asfiyanın özleri olan kalblerinin ve akıllarının müşahede, keşif, ilham ve istihraclarıyla, yüzlerce icmâ ve yanlışlığına ihtimal bulunmayan bir ittifak kuvvetinde ve kesinliğinde, Allah’ın varlığının vücûbiyetine ve birliğine şehadet ettiklerini apaçık bir şekilde gösterir. Taşlaşmış kalbleri ıslah eden, Cenâb-ı Kibriya’ya münacât olan şu eşsiz hakikat bahçesi, yakarışın ve duanın sonunu şöyle bağlar:

Ya Rabbi! Ey göklerin ve yerin Rabbi! Ey Hâlık! Ey her

şeyin Yaratıcısı!

Gökleri yıldızlarıyla, yeryüzünü içindekilerle ve mahlûkatı bütün halleriyle hükmü altında tutan kudretinin, iradenin, hikmetinin, hâkimiyetinin ve rahmetinin hakkı için nefsimi bana boyun eğdir ve taleplerimi gerçekleştir!.. Kur’an’a ve imana hizmet için insanların kalblerini Risale-i Nur karşısında yumuşat!.. Bana ve kardeşlerime kâmil iman ve bu dünya hayatında güzel bir son nasip et!.. Hazreti Musa’ya (aleyhisselam) denizi, Hazreti İbrahim’e (aleyhisselam) ateşi, Hazreti Davud’a (aleyhisselam) dağı ve demiri, Hazreti Süleyman’a (aleyhisselam) cinleri ve insanları ve Hazreti Muhammed’e (aleyhissalâtü vesselam) güneşi ve ayı itaat ettirdiğin gibi, kalblere ve akıllara Risale-i Nur’u kabul ettir!.. Beni ve Risale-i Nur talebelerini nefsin ve şeytanın şerrinden, kabir azabından ve cehennem ateşinden muhafaza eyle ve Cennetü’l-Firdevs’te mesut kıl! Âmin, âmin…

Niyaz cümleleriyle sona eren şu münacâtın, müminlerin ayrılmaz gereği olmaya büyük liyâkati aşikâr olduğundan daha fazla izaha lüzum görülmedi.

M. Sabri (rahmetullâhi aleyh)

584