Üçüncüsü, Resûl-u Ekrem’in “ilim şehrinin kapısı” şeklinde övgü dolu tabirine hakkıyla mazhar olan Hazreti Ali’nin (kerremallâhu vecheh ve radiyallâhu anh) gökcisimleri ve yeryüzündeki varlıklarla Vahid-i Ehad’i ve O’nun mevcudiyetinin vücûb derecesinde oluşunu ispat ettiği muhteşem bir hitabedir.
Bunları kendisine ait kabul ederek konuyu ve maksadını o kadar derin bir şekilde ele alır ve kısım kısım anlatır ki, bu hakikatlere ait takdir ancak müellifinin lisanına ve kalemine bağlıdır. Biz yalnız tekrar tekrar verilen emre itaat etme niyeti ve kastıyla şu fihristte Münacât risalesini şöyle özetleriz:
Birinci Fıkrada: Göklerdeki kürelerin dönüşünü ve çok sayıda olmalarına rağmen hayret verici bir sükûnetle meydana gelen kusursuz faaliyetin, Hakiki Mabud, varlığı vücûb derecesinde olan Vahid-i Ehad’e delâlet ettiğini…
İkinci Fıkrada: Göklerdeki bulut, şimşek, yıldırım, rüzgâr ve yağmurlarla faaliyet ve hayret verici icraatın yine zikredilen şekilde bütünüyle bir lisan olup Vâcibü’l-Vücûd, Vahid-i Ehad’e işaret ettiğini…
Üçüncü Fıkrada: Unsurların diğer unsurlarla, yeryüzünün bütün mahlûkatıyla ve teferruatıyla...
Dördüncü Fıkrada: Önceki deliller gibi, denizlerin, nehirlerin, pınarların bütünüyle, onları ihsan ettiği aşikâr olan Vâcibü’l-Vücûd’a, Vahid-i Ehad’e delâlet ettiğini…
Beşinci Fıkrada: Geçen şehadet gibi; dağların, yeryüzünün zelzelenin tesirlerinden korunmasına ve sükûnetine, içindeki değişim fırtınalarından selametine ve denizlerin istilâsından kurtulmasına, havanın zararlı gazlardan tasfiyesine, suların depolanmasına ve canlılara lâzım maddelerin hazine sandığı olmaya kadar hizmetleriyle ve hikmetleriyle Vâcibü’l-Vücûd’un varlığına ve birliğine şehadet ettiğini…
Altıncı Fıkrada: Geçen deliller gibi, yeryüzündeki ağaçların ve bitkilerin; yapraklarının, çiçeklerinin ve meyvelerinin cezbeye kapılmış gibi zikir faaliyetleri ve tam bir kolaylıkla giydirilen teçhizat ve ziynetleriyle açıkça Bârî’nin varlığının vücûbiyetine ve birliğine delâlet ettiğini...
Dipnotlar
- Zorunlu, vacip.