İçeriğe geç

Üçüncü Şubesi ve Dördüncü Şuâ .............................................. 477

Her merhamet ve şefkat sahibinin, her âlicenap kişinin, başkalarını memnun etmekten, sevindirip mutlu etmekten lezzet alması; her âdil insanın hakkı sahibine vermekten keyiflenmesi; her hüner sahibi sanatkârın, sanatını sergilemekle ve sanatının, istediği tarzda meydana gelerek arzuladığı neticeleri vermesiyle iftihar etmesi kaidelerince, bu kâinatın Sâni-i Hakîm’inin, şu varlıkları bin bir güzel isminin sonsuz güzelliklerine mazhar etmek için kâinatı böyle hayret verici, daimî bir yaratıcılık ve ebedî bir faaliyet içinde kayyûmiyet sırrıyla sürekli yenilediğini pek garip, şirin, latif ve çok hoş bir üslûpla izah eder. Dalâlet ehlinden bazılarının, “Kâinatı böyle değiştirip yenileyen Zât’ın Kendisinin de değişmesi, halden hale geçmesi gerekmez mi?” şeklindeki sorusuna; bilâkis, Zât-ı Zülcelâl’in değişken ve kararsız olmaması lâzım geldiğini kesin bir şekilde gösteren bir cevap verir.

Beşinci Şuâ .............................................................................................. 480

İki “mesele”dir.

Birinci Mesele: Kayyûm isminin en büyük cilvesini göstermek için iki hayalî dürbünle baktırır. Dürbünlerden biriyle, en uzaklarda esîr maddesi içinde, kayyûmiyet sırrıyla, bir kısmı hareket ettirilen bir kısmı da sabit durdurulan milyonlarca devasa cismi; diğer dürbünle ise yeryüzündeki canlıların vücutlarındaki zerrelerin vaziyet ve hareketlerini seyrettirir.

Özeti: Bu altı İsm-i Âzam birbiriyle iç içe geçip kaynaştıklarından; kâinattaki bütün varlıkları böyle durduran, onlara bekâ veren ve onları ayakta tutan Kayyûm isminin en büyük cilvesinin arkasında tecelli eden Hayy isminin bütün o varlıkları hayat ile aydınlattığını, Hayy isminin arkasında tecelli eden Ferd isminin, o varlıkları birlik içine alıp yüzlerine birer ehadiyet mührü bastığını, Ferd isminin arkasında tecelli eden Hakem isminin, onları meyve veren bir düzen, hikmetli bir intizam ve verimli bir ahenk içine alıp süslediğini, Hakem isminin cilvesinin arkasında tecelli eden Adl isminin, o varlıkları yıldızlar ordusundan ta zerreler ordusuna kadar gayet hassas, adaletli bir denge içinde tutarak

581