İkincisi: Bütün şuur sahibi varlıkların mütalâasına ve onların, Fâtır-ı Hakîm’in isimlerini bildiren birer ayet ve kaside olduklarını sayısız okuyucuya ifade etmelerine bakar.
Üçüncüsü: Doğrudan doğruya Sâni-i Zülcelâl’e bakar. İşte bu üçüncü mertebede bir saniye kadar yaşamak kâfidir. Bununla beraber, اَللّٰهُ الَّذِي رَفَعَ السَّمٰوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا ayetinin işaretiyle, Cenâb-ı Hakk’ın kayyûmiyetinin sayısız gökcismi ve zerre için destek noktası olduğunu ve bütün varlıkların keyfiyet ve hallerinde binlerce silsilenin ucunun وَإِلَيْهِ يُرْجَعُ الْأَمْرُ كُلُّهُ işaretiyle kayyûmiyet sırrına bağlı bulunduğunu gösterir.
Üçüncü Şuâ ............................................................................................. 475
Cenâb-ı Hakk’ın yaratıcılığına ve Rabbanî faaliyet içindeki kayyûmiyet sırrının bir derece açığa çıkmasına işaret eden mukaddimelerin birincisidir. Zamanın akışında sürekli çalkalanan ve göz bile açtırılmadan, nefes bile aldırılmadan şehadet âleminden gayb âlemine gönderilen varlıkların bu hayret verici yolculuğunun, üç mühim şubeye ayrılan sınırsız ve sonsuz bir hikmetten ileri geldiğini bildirir.
Birinci Şubesi: Küçük olsun, büyük olsun, her faaliyetin bir lezzeti netice vermesi sırrıyla –tabirde hata olmasın– Zât-ı Hayy-ı Kayyûm’da bulunan ilahî bir aşk, mukaddes bir sevgi ve kutsî bir lezzet gibi vasıfların tecellilerinin, daimî bir faaliyetle ve sonsuz bir yaratıcılıkla kâinatı sürekli tazeleyip çalkaladığını gösterir.
İkinci Şubesi: Her güzellik ve hüner sahibinin, kendi güzelliğini ve hünerini sevmesi, göstermesi ve ilan etmesi kaidesince, Cemîl-i Zülkemâl’in bin bir güzel isminden her birinin her mertebesinde türlü güzellikler ve sayısız güzel hakikat bulunması sırrıyla, o mukaddes ilahî aşkın, o kayyûmiyet sırrıyla kâinatı sürekli değiştirip tazelediğini haber verir.
Dipnotlar
- “Allah O’dur ki gökleri, sizin de görüp durduğunuz gibi, direksiz yükseltti.” (Ra’d sûresi, 13/2).
- “Bütün işler hükmetmesi için O’na götürülür.” (Hûd sûresi, 11/123).