İçeriğe geç

hata ve tevhid ile iman etmenin ne kadar doğru, hak ve hakikatli bir karşılık verme olduğunu bildirir.

Üçüncü Nokta ........................................................................................ 432

Sâni-i Kadîr, Hakem ve Hakîm isimleriyle, kâinatta hikmetlere en çok vesile ve mazhar kıldığı insanı bir merkez, bir medar hükmünde yaratmıştır. Ve insan dairesi içinde de rızkı bir merkez hükmüne getirmiştir. Bu Nokta, insanda şuur ve rızıkta zevk vasıtasıyla Hakem isminin parlak bir cilvesinin göründüğünü ve yüzlerce fenden her birinin (mesela tıp, kimya, ziraat, ticaret gibi...) bir yönden Hakem isminin cilvesini tarif ettiğini bildirir. Bu fenlerin her birinin kesin şehadetiyle, irade, kast ve dilemeye işaret eden bu sınırsız intizamı ve hikmetleri o Sâni-i Hakîm bütün kâinatta gösterdiği gibi, en küçük canlıya ve en küçük çekirdeğe dahi yerleştirdiğini, Zât-ı Akdes’inin dilediği şeyi dilediği gibi yaptığını, her şeyin O’nun emriyle vücut bulduğunu, O’nu bilmemenin ve tanımamanın ne kadar hayret verici bir cehalet ve divanelik olduğunu izah eder.

Dördüncü Nokta ................................................................................... 434

Sâni-i Hakîm, her bir varlığa taktığı yüzlerce hikmeti, sonsuz hassasiyetiyle vazifelendirdiği o varlıkların yüzlerce faaliyetindeki pek çok fayda ve gayeyi kusursuz bir dikkatle gözettiği halde; O’nun, rahmetinin güzelliğine, kusursuz adaletine ve sonsuz hikmetine zıt olan, rahmet ve adaletini inkâr ettiren “ölümden sonra dirilişin var olmaması ihtimaline” hiçbir şekilde izin vermediğini bildirir.

Beşinci Nokta ......................................................................................... 435

İki “mesele”dir.

Birinci Mesele: Yaradılışta israf, abes ve faydasızlık bulunmadığından, كُلُوا وَاشْرَبُوا وَلَا تُسْرِفُوا ayet-i kerimesiyle, iktisatsız davrananları tehdit eder.

İkinci Mesele: Bir yönden, Cenâb-ı Hakk’ın “Hakem ve Hakîm” isimlerinin, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) peygamberliğine delil

572