verici güzellik ve temizlik!” deyip Sâni-i Zülcelâl’in bütün kusur ve noksanlardan uzak olduğunu, büyüklüğünü ilan ve O’na hamd ile rükû ve secde ediyorlar. İşte bu temizleme fiili, başka ilahî icraatlar gibi, Cenâb-ı Hakk’ın varlığını ve birliğini açıkça ispat edip göstermektedir.
İkinci Nükte ............................................................................................. 425
وَإِنْ مِنْ شَيْءٍ إِلَّا عِندَنَا خَزٓائِنُهُ وَمَا نُنَزِّلُهُ إِلَّا بِقَدَرٍ مَعْلُومٍ
ayetinin bir nüktesi ve “Adl” İsm-i Âzamının bir cilvesidir. Şöyle ki:
Şu kâinat sürekli tahrip-tamir döngüsü içinde çalkalanmakta, her vakit savaşlar ve göçlerle kaynamakta, her an ölüm ve hayat arasında yuvarlanmaktadır. Bu hayret verici değişimler, dehşetli cisimlerin intizamlı hareketlerinden, yeryüzündeki dört yüz bin bitki ve hayvan türünün muntazam bir şekilde iaşe ve terbiyesinden ve sel gibi akan karıştırıcı ve istilâcı unsurların çok düzenli vazifelerinden ta ışık ve karanlığın, sıcak ve soğuğun, hayat ve ölümün mücadelelerine varıncaya kadar her şeyde görülür. Bütün eşya öyle adaletli bir denge içinde istikbalden gelip şimdiki zamana uğrayarak geçmişe akıp gider ki, fesübhânallah, bu âlem sarayına insaflı ve dikkatli bir gözle bakan her insan, mutlaka şöyle diyecektir: “Bu âlem sarayının Sâni’i, bu âlemi Adl isminin âzamî tecellisine mazhar etmekle beraber, hem bir ve benzersizdir hem de öyle adil bir dengeyle iş görür ki, en önemsiz, en küçük, kıymetsiz kabul edilen şeylerde dahi Kendisine ortak koşulmasına yer bırakmaz ve şirkin bu adaletli dengeye karışmasına zerre kadar izin vermez. Hem bu çok harika, mükemmel düzenin içindeki gayet hassas adalet mizanına, elbette bu kâinatın Sâni-i Zülcelâl’inden başkası müdahale edemez.” İşte insan bütün sebeplerin, o Sâni-i Zülcelâl’in kudret elinin bir perdesi olduğunu anlayacak. Ve o Sâni-i Zülcemâl’in hem birliğine, hem de varlığına; hayran bir şekilde, güneşin varlığına inandığı gibi iman edecek.
Dipnotlar
- “Hiçbir şey yoktur ki onu meydana getiren hazinelerin anahtarları elimizde olmasın. Biz onu ancak belirli bir ölçü ile indiririz.” (Hicr sûresi, 15/21).