İçeriğe geç

Bu güzel, sanatlı varlıkların, tatlı mahlûkların; Cemîl-i Zülcelâl’in mukaddes cemâline ve benzersiz esmâ-yı hüsnâsının ebedî güzelliklerine ayna olduğunu ve Risale-i Nur’un kısımlarında bunun çok kuvvetli delillerle izah edildiğini bildirir.

On Beşinci Ümit ................................................................................... 355

Bu kısım, Denizli hapsinden sonra Nurların teksirle basılarak neşredilmesi üzerine, Nur’un zaferini ve yayılmasını çekemeyen gizli düşman münafıkların, türlü hile ve iftiralarla hükümeti aleyhe çevirerek Nur Risalelerini toplattırıp tetkik ettirdiğini, fakat bunun neticesinde, inceleyen memurların değil tenkit edip düşmanlık göstermek, belki risalelerin, onların kalblerini de fethederek tenkit yerine takdir topladığını anlatır. Bu hadisenin, Nur dershanelerinin genişlemesine sebep olduğunu ve bir müddet sonra gizli din düşmanlarının çok basit bahanelerle zemherinin en şiddetli günlerinde Üstadımızı tutuklatarak büyük, gayet soğuk ve sobasız bir koğuşta hapsettirdiklerini, bu hapiste Cenâb-ı Hakk’ın inayeti ile bir hakikatin inkişaf ettiğini, Üstadımızın da Nurların hapishane içinde ve dışında elden ele yayılmasından ve fütuhatından dolayı binlerce şükrettiğini bildirir. Ve ruhuna, “Sen onların zulmü sayesinde hem fâni saatlerini bâkileştiriyor, hem manevî lezzetler, hem de ilmî ve dinî vazifeni ihlâsla yapmanın sevabını kazanıyorsun.” diye ihtar edilmesi üzerine, bütün kuvvetiyle “Elhamdülillâh!” diyerek şükrettiğini güzel bir şekilde beyan eder.

Bu kısmın sonunda, Risale-i Nur talebelerinin, tahkikî iman kuvvetiyle vatanın her tarafında anarşistliği durdurduğunu, umumi emniyeti ve asayişi koruduğunu; yirmi senedir memleketin her tarafındaki hiçbir Nur talebesinin emniyeti ihlâl ettiğine dair bir vukuatın meydana gelmediğini; hatta insaflı bir kısım emniyet memurlarının “Nur Talebeleri manevî birer zabıtadır, asayişi sağlamakta bize yardım ediyorlar, tahkikî iman ile nuru okuyan her insanın kafasında bir yasakçı bırakıyorlar, emniyeti temin etmeye çalışıyorlar.” şeklindeki itiraflarını ve türlü isnat ve iftiralarla Kur’an ve iman nuruna set çekmek isteyenlere karşı Üstadımızın, “Yüz milyon başın feda olduğu bu kutsî hakikate bizim başımız da feda olsun. Dünyayı başımıza

563