Yirmi Üçüncü Deva ............................................................................ 308
Hastalık gurbette ve kimsesizlik içinde geldiği zaman, kimsesizliği sebebiyle hastanın en katı kalblerin dahi rikkatini uyandırdığını bildirir. Kendini bize Kur’an’ın bütün sûrelerinin başında “er-Rahmânu’r- Rahîm” sıfatıyla takdim eden Allah’ın, şefkatinin bir parıltısıyla bütün anneleri yavrularının yardımına koşturduğunu, her baharda, bir rahmet cilvesiyle bize nimetlerini gönderdiğini, o nimetlere erişmenin, imanla, O’na bağlanıp O’nu tanımakla mümkün olduğunu haber vererek o gurbet ve kimsesizlik içindeki hastalığın da Cenâb-ı Hakk’ın merhamet nazarını çekeceğini, önemle ifade eder.
Yirmi Dördüncü Deva ....................................................................... 308
Masum çocuklara ve masum çocuklar hükmündeki ihtiyar hastalara bakanlar ve hizmet edenler için ahirette büyük bir kazanç bulunduğunu, o nazik çocukların hastalıklarının, ileride dünya hayatının sıkıntılarına tahammül etmelerini sağlayacak Rabbanî birer aşı olduğunu, o aşılardan gelen sevap ve ücretin, onlara bakanların, bilhassa annelerinin amel defterine yazıldığını, bunun, hakikat ehlince kesin olduğunu, bilhassa ihtiyar anne-baba ve akrabaların dualarını almanın, ahiret saadetine vesile olduğunu, onlara bakanların da ileride kendi evlatlarından aynı muameleyi göreceğini, bakmadıkları takdirde neticede ahiret azabının bulunduğunu, hem dünyada da çok felâketlere maruz kaldıklarının ve kalacaklarının pek çok hadise ile sabit olduğunu ve akrabası değilse bile yine hastaya bakmanın Müslümanlığın gereği olduğunu açık bir şekilde ispat eder.
Yirmi Beşinci Deva ............................................................................. 309
Bütün hastalıkların çok faydalı ve manevî bir devasının, hakiki ve kutsî bir dermanının imanın inkişafı olduğunu; tevbe ve istiğfarla, namaz ve kullukla mukaddes bir şifa olan imanın ve imandan gelen ilacın kullanılması gerektiğini bildirir. Gafillerin yokluk ve ayrılık darbeleriyle yaralanan büyük manevî dünyalarının tedavisinin ve yaralardan kurtulmanın kutsî bir deva olan imanın şifa vermesiyle mümkün olacağını hatırlatır. Ve o iman ilacının, farz ibadetleri yerine getirmekle