İçeriğe geç

içe feryat eder. Ayrılıklardan gelen bütün feryatlar, bekâ aşkının sebep olduğu ağlamaların tercümanıdır. Eğer bekâ kuruntusu olmazsa insan sevemez. Hatta denilebilir ki, bekâ âleminin ve ebedî cennetin varlık sebeplerinden biri, insanın mahiyetindeki o şiddetli bekâ aşkından doğan çok kuvvetli sonsuzluk arzusu ve bekâ için fıtrî, umumi duadır. Bâkî-i Zülcelâl o şiddetli, sarsılmaz, yaradılıştan gelen arzuyu, o tesirli, kuvvetli, umumi duayı kabul etmiş ve fâni insanlar için bâki bir âlemi yaratmıştır.

Hiç mümkün müdür ki, Fâtır-ı Kerîm, Hâlık-ı Rahîm, küçük midenin basit bir arzusunu ve geçici bir hayat için hal diliyle ettiği duayı sayısız lezzetli nimeti yaratarak kabul etsin de, insanın pek büyük bir fıtrî ihtiyaçtan doğan şiddetli arzusunu ve küllî, daimî, haklı, hakikatli olan, sözle ve hal diliyle yapılan, bekâ için gayet kuvvetli duasını kabul etmesin? Hâşâ, yüz bin defa hâşâ! Kabul etmemesi mümkün değildir. Bu, O’nun hikmetine ve adaletine, rahmetine ve kudretine hiçbir şekilde yakışmaz.

Madem insan bekâya âşıktır, elbette bütün kemâlâtı ve lezzetleri, sonsuz bir hayata dönüktür. Hem madem bekâ, Bâki-î Zülcelâl’e mahsustur ve O’nun isimleri bâkidir. Ve madem Bâki’nin aynaları O’nun rengini, hükmünü alır ve bir tür bekâya mazhar olur. Elbette insan için en lüzumlu şey, en mühim vazife o Bâki’ye alâka beslemek ve O’nun isimlerine yapışmaktır. Çünkü Bâki Yaratıcının yoluna sarf edilen her şey, bir mânâda sonsuzluğa mazhardır.

İşte ikinci يَا بَاقِي أَنْتَ الْبَاقِي cümlesi bu hakikati bildiriyor. İnsanın sayısız manevî yarasını iyileştirmekle beraber, özündeki çok şiddetli bekâ arzusunu da tatmin ediyor.

Üçüncü Nükte

Bu dünyada zamanın, eşyanın geçiciliğindeki ve yok olup gitmesindeki tesirleri çok çeşitlidir. Varlıklar iç içe daireler gibiyken, tesir sahaları bakımından hükümleri ayrı ayrı oluyor.

Nasıl ki, bir saatin saniyeleri sayan dairesi ile dakikaları, saatleri ve günleri sayan daireleri görünüşte birbirine benzer, fakat süratleri birbirinden farklıdır; insandaki cisim, nefis, kalb, ruh daireleri de birbirinden öyle farklıdır. Mesela, cismin bekâsı, hayatı ve varlığı, içinde bulunduğu

41