Cenâb-ı Hak sizlere şifa versin, hastalıklarınızı günahlarınıza kefaret yapsın, âmin, âmin, âmin…
وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي هَدٰينَا لِهٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِيَ لَوْلٓا أَنْ هَدٰينَا اللّٰهُۚ لَقَدْ جٓاءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّ
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنآ إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا إِنَّكَ أَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا وَعَافِيَةِ الْأَبْدَانِ وَشِفَائِهَا وَنُورِ الْأَبْصَارِ وَضِيَائِهَا وَعَلٰى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ وَسلِّمْ
***
وَهُوَ لِكُلِّ دَاءٍ دَوَاءٌ Meali: “Bu kitap her derde dermandır.” Hoş bir tevafuktur ki, Re’fet Bey’in birinci müsveddeden hızlıca yazdığı nüsha ile Hüsrev’in yazdığı bir başka nüshada hiç düşünmeden, iradesiz bir şekilde satır başlarına gelen elifleri saydık; aynen وَهُوَ لِكُلِّ دَاءٍ دَوَاءٌ cümlesine ve yine bu risalenin müellifinin Said ismine bir tek farkla tevafuk ediyor. Yalnız risalenin unvanına ait bir elif harfi hesaba dâhil edilmemiştir.
Hayret vericidir ki: Süleyman Rüşdü’nün yazdığı nüshada elifler hiç hatıra gelmeden ve düşünülmeden, 114 elif, 114 mukaddes şifayı içeren 114 Kur’an sûresinin adedine ve وَهُوَ لِكُلِّ دَاءٍ دَوَاءٌ şeddeli lâm bir sayılırsa 114 harfine tam tamına tevafuk ediyor.
Yirmi Beşinci Lem’a’nın Zeyli
On Yedinci Mektup’tur. Mektubat’a dâhil edildiğinden buraya alınmadı.
Dipnotlar
- “‘Hamdolsun bizi bu cennete eriştiren Allah’a! Eğer Allah bizi muvaffak kılmasaydı, biz kendiliğimizden yol bulamazdık. Rabbimizin elçilerinin gerçeği bildirdikleri bir kere daha kesinlikle anlaşılmıştır.’ derler.” (A’râf sûresi, 7/43).
- “Sübhansın ya Rab! Senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki? Her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin.” (Bakara sûresi, 2/32).
- Allahım! Kalblerin derman ve devası, bedenlerin afiyet ve şifası, gözlerin nur ve ziyası olan Efendimiz Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem), âl ve ashabına salât ve selam et.
- Haşiye: Sonradan yazılan ihtarın iki elifi bu hesaba dâhil olamayacağı için dâhil edilmemiştir.
- Haşiye: Madem Kerâmet-i Aleviye’de ve Gavsiye’de, Said’in sonunda nida için koyulmuş bir elif var, Saidâ olmuş, belki fazla olan bu elif ona bakıyor. Re’fet, Hüsrev