Entelektüel Kimdir? Entelektüel Tavır Nedir?

Entelektüel Kimdir? Entelektüel Tavır Nedir?

Soru: Muhterem Efendim,

Fikirlerini ifade edip edememe ve onların arkasında durup duramama açısından entelektüel kime denir?

Cevap: Entelektüel kimdir evvela?! Bu konuda efkâr da elfaz da muhtelif. Genelde Türkiye’de o tabir –Frenkçe ifadesi ile– çok defa “elit”in yerinde kullanılıyor. Tanzimatta, Meşrutiyet yıllarında hatta Cumhuriyetin ilk yıllarında da “münevver” tabiri kullanılıyordu. Cumhuriyet döneminde daha sonraları aydın tabiri kullanılmaya başlıyor. Münevver tabiri Arapçadan dilimize geçmiş bir ifade; aydın tabiri ise Türkçede sadelik arayanların dilimize mal etmek istedikleri bir kelime oldu. Yaygınlığıyla bize de kendini kabul ettirdi. Biz de kullanıyoruz. “Aydın”ı da kullanıyoruz. aydınlığı da kullanıyoruz. Esasen kökü bizde var yani. Aydınlık diyoruz, karanlığın karşılığı olarak da kullanıyoruz.

Şahıslar kalbi, ruhi, hissi bir nurâniyetleri varsa şayet onlara da aydınlık insanlar diyoruz. Öbür taraftaki olanlara da işte karanlık ruhlu, karanlık zihniyetli insanlar filan diyoruz. Daha sonra “aydın insan”ı da yeterli bulmadık. Onun yerine Frenkçe yine lüks olsun diye bir kelime getirdik: “Elit” dedik. Elit; okuyan, düşünen, okuduğunu anlayan ve bunları yeni kalıplara koyabilen, yeni değerlendirmelere yürüyebilen insan manasına günümüzde mektep görmüş, mektep okumuş, çağın okumasını bilen insanlar hakkında kullanılıyordu. Eskiden münevver dediğimiz…

Soru: Muhterem Efendim,

Kendi Entelektüelimizi çıkarabilmemiz için milletçe bize düşen vazifeler nelerdir?

Cevap: Eğer entelektüel dediğimiz o şeyin tarifi içinde gördüğümüz hususlar bir insanı entelektüel hale getiriyorsa bir kere bilmek çok önemli bir mesele. Bildiklerini doğru bilmek çok önemli. Tekvini ayetleri çok iyi okuma, sosyal hadiseleri çok iyi okuma, içinde bulunduğu çağı çok iyi yorumlama, yanlış iş yapmama ve deha da intihap yoktur mülahazası ile hareket ediyor gibi öyle düşünme taşınma değil böyle halk ifadesiyle diyeceğim böyle karar verdiği şeyleri isabetli olarak şipşak yerine oturtma mevzu. Buysa buna ulaşabilmek için çok iyi okumak lazım. Okuduğunu anlayarak okumak lazım.

Her meseleye bütüncül bir nazarla bakmak lazım. Geçen gün bizim Ahmet Selim Bey’in yazısında belirttiği gibi böyle Kuran’ı tefsir ediyorlar. Kuran’ın bir orasından bir ayet alıyorlar, bir bilmem neresinden bir ayet alıyorlar, bir neresinden. Onu bütünüyle birden mahruti bir nazarla bakıp birden değerlendirip o umumi değerlendirmeniz içinde şartlara, konjonktüre, duruma hususi böyle vakalara göre vakây-ı hassaya göre bir şeyler çıkarıyorsanız isabetli hükümler vermiş olabilirsiniz. Yoksa sadece işte bu konuyla alakalı falan der.

وَلَا تُلْقُوا بِاَيْدٖيكُمْ اِلَى التَّهْلُكَةِۚۛ ayeti gibi veya لَا تَقْرَبُوا الصَّلٰوةَ gibi meseleye yaklaşırsanız katiyen doğru yorumlayamazsınız. Sosyal hadiseler de böyledir…

Soru: Muhterem Efendim,

Ashab-ı Kehf’in imanlarının gereğini yapmalarına engel olan zalim idareye karşı kıyam etmeleri entelektüel bir tavır olarak kabul edilebilir mi?

Cevap: Bir manada o sadece bir hususu ortaya koyma, yeniden bir hususu vaz etme adına Cenab-ı Hakk’ın bir icraat-ı sübhaniyesi. Fakirin yaklaşımı itibariyle sadece o hadiseyi Hristiyanlık için, Hristiyanlığın bir döneminde vuku olmuş bir hadise olarak görmüyorum. Hadisedeki ibhamiyet de meseleyi tamime açık bırakma adına yapılmış. İskender meselesi de öyle. Hz. Musa’nın Hızır’la arkadaşlık meselesi de öyle. Zülkarneyn meselesi de öyle. Ashab-ı Kehf meselesi de öyle. İbham edilmiş ki taammüm etsin. Mesele böyle muğlak bırakılmış ki bir yönüyle her devir için bir şey ifade edebilsin. Bu açıdan benzer bir hadise cüz’iyet dairesinde Hz. Musa döneminde de olmuş olabilir. Hz. İsa döneminde de olmuş olabilir. Hz. Nuh döneminde de olmuş olabilir. Ümmet-i Muhammed’in hakim olduğu dönemde de olmuş olabilir. Ahir zamanda nedir yani bu hadisenin oluşuna sebebiyet veren şey? Bu hadiseler karakteristik olarak ele alındığı zaman, tahlil edildiği zaman görülen şey şudur yani: taği, taşkın ve saldırgan kuvvet hakimdir o dönemde…

Not: Bu video 28 Ağustos 2005 tarihinde kayda alınmıştır.