İçeriğe geç

Umumiyetle tâbiînin en büyüğü olarak konuşulan Yemen’in sultanı Üveysü’l-Karanî’den, sahabe-i kiram dua talebinde bulunurdu. Hz. Ömer’in de içinde bulunduğu bir mecliste Efendimiz: “Üveysü’l-Karanî’yi görürseniz, kendisinden dua talep edin!”9 buyurmuştu. Bu, Hz. Ömer’in içine öylesine işlemişti ki, her Yemen’den gelene: “İçinizde Üveys var mı?” diye soruyor ve hep Üveys’i arıyordu. Koca Halife, onu bulduğunda da vakit fevt etmeden: “Ömer’e dua et!” istirhamında bulunmuştu. Peygamberlerden sonra ikinci dereceyi tutan, hele hususî bazı faziletlerde kâbına erişilmeyen bir insan, Üveys’ten dua talep ediyordu. Yemen’e gidenlere, hacca gidenlere: “Üveys’i bulursanız, kendisinden dua isteyin!” diyordu Hz. Ömer (radıyallâhu anh). Bilinmek, tanınmak öylesine ağır gelmişti ki Üveys’e, hemen izini kaybettirmiş, اَلْمَوْتُ يَاْتِي بَغْتَةً وَالْقَبْرُ صُنْدُوقُ الْعَمَلِ “Ölüm ansızın gelir, kabirse amel sandığıdır.” fehvâsınca, ancak kabirde açılacak kapalı bir sandık olarak kalmak ve Ömer’e fâşettiği Allah’la kendi arasındaki sırrını, bir ikinci kişiye fâşetmemek için gözden kaybolmuştu.10

504