İçeriğe geç

b.وَأَطِيعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ وَاصْبِرُوا“Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin ve nizâa düşmeyin. Aksi hâlde gevşer, zaafa dûçâr olursunuz; kuvvetiniz, nusretiniz, devletiniz gider; sabredin ha!”19

Bu ilâhî beyan, Allah’a ve Resûlullah’a itaati, nusretin, kuvvetin, birliğin ve devletin kaynağı saymaktadır. Resûlullah’a itaatten uzaklaşıldığı zaman, yani imam bilinmediği veya kâle alınmadığı zaman, tıpkı namaz imamında olduğu gibi, kimin hangi kıbleye döneceği belli olmaz; o hâlde, nizâa düşmemenin yolu, Resûlullah’a itaat ve iktidadır; nitekim, bir başka âyette: “Kendi aranızda nizâa düştüğünüz zaman, Allah’a ve Resûlü’ne götürün!”20 buyrulmaktadır.

Hakikat bu iken ve bizi birleştirecek, içtimaî vahdetimizi sağlayacak mercî O ve O’nun sünneti iken, O’nun kudsî âsârını sorgulamanın neye müncer olacağı, acaba hiç düşünülmüş müdür?

c.قُلْ إِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ“De ki: ‘Allah’ı seviyorsanız, bana uyun ki, Allah da sizi sevsin.’ ”21

Allah’ı sevmek, Resûlullah’ı sevmek; Resûlullah’ı sevmek de Allah’ı sevmek demektir. Resûlullah sevilmeden Allah sevilemez ve O’nun sünnetine ittiba etmeden, Allah’ı sevme davasında bulunmak, boş bir iddiadır.

ç.لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللّٰهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَذَكَرَ اللّٰهَ كَثِيرًا“Allah’ı ve ahiret gününü uman ve Allah’ı çok zikredip, Allah’la irtibatını kavî tutan ehl-i iman için, doğrusu Resûlullah misal alınacak insandır; O’nda, misal edinme adına çok güzel şeyler vardır.”22

Değişik yönlere giden yollarda istikameti bulabilmek ve sırat-ı müstakîmde istikamet üzere yürüyebilmek için, istikameti temsil eden insana ittiba etmek, O’nun sünnetine uymak, yapılması gerekli olan biricik iştir.

344