İçeriğe geç

Bütün bu hususlarda, sünneti nazara veren Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem): صَلُّوا كَمَا رَأَيْتُمُونِي أُصَلِّي“Beni, nasıl namaz kılıyor görüyorsanız, siz de öyle kılın.”8 buyurarak, sünnetin hususî teşrî’ine işaret etmişlerdir. Yine, menâsik-i hac mevzuunda; pek çok âlimler bile bu hususta yanılırlar. Ve yanılmışlardır da. Hatta, hac menâsikine dair risaleler yazan âlimler dahi onu delilsiz, rehbersiz yerine getirememişlerdir. Hatta Hz. İmamu’l-Hümam’ın bile bu hususla alâkalı bir menkıbesini naklederler… İşte, oldukça karışık haccın menâsiki de, tıpkı namaz gibi, yine Efendimiz’in uygulamalarıyla belirlenmiştir.

c. Takrîrî Sünnet

Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem), ashabında gördüğü bazı hoşuna gitmeyen davranışları usûlünce tenkit buyururlardı. Meselâ minbere çıkar ve isim tasrih etmeden, perdeyi yırtmadan: “Cemaate ne oluyor ki, falan şöyle yapıyor?!” diye ikaz ve tembihde bulunurlardı.9 Âişe Validemiz’in ifadeleriyle: Şahsına karşı yapılan kötü muamelelerde son derece müsamahakâr olmasına rağmen, hakkın çiğnendiği yerde, kükremiş aslan gibi, ihkâk-ı hak edinceye kadar kendisini durdurmak mümkün olmazdı.10 Bu arada, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), bazen de gördüğü davranışları men etmez ve sükutuyla onları tasvip buyururlardı ki, bu da sünnetin takrîrî kısmını teşkil etmektedir.

340