İçeriğe geç

Vahşî, Hamza’nın bağrından çıkarıp sakladığı paslı mızrağını yanına alarak, Yemâme harbine katıldı. Harp günlerce sürdü. Müseylime ve ordusu, ölüm-kalım mücadelesi veriyordu. Bir ara, kaleden dışarı çıkıp kaçmak isteyen Müseylime, nöbet bekleyen bir sahabi tarafından görüldü. Onu gören sahabi, Vahşî’ye seslendi ve: “İşte Allah düşmanı gidiyor!” dedi. Bunu duyan Vahşî, hemen paslı mızrağı eline aldı ve aynen, seneler önce Hz. Hamza’nın bağrına sapladığı gibi, bu defa da Müseylime’nin bağrına sapladı.199 Onun attan düşüp yere yıkıldığını görünce, kendisi de secdeye kapandı. Gözyaşları içinde âdeta Allah Resûlü’nün ruhaniyatına hitaben: “Artık gelebilir miyim, Yâ Resûlallah!” der gibiydi…

Biz, Allah Resûlü’nün ona ne cevap verdiğini bilemiyoruz. Ama ihtimal ki, Allah Resûlü’nün ruhaniyatı da Yemâme’de hazır bulunmuş ve Vahşî’nin bu denli inkisar dolu yakarışı, O’nu da rikkate getirmiş ve yaptığı civanmertliği tebrik için de Vahşî’yi bağrına basmış ve “Artık bana görünebilirsin.” demiştir. Bilemiyoruz. Bu bir buud meselesidir. Bizim bu hâdiseyi nakledişimiz ise, Allah Resûlü’nün tebliği hakkında bir fikir verebilmek içindi…

208