Bu arada, görenek ve tiryakilik belâsı ile mü’minler de kimde ne görürlerse onu hemen alıyorlar. Bugünkü Batı medeniyeti –hususiyle bu işin iktisadî yönü– tüketim üzerine kurulmuştur. Bizler, her hâlükârda kayıtsız şartsız Batı’yı taklit ettiğimizden ötürü bu mevzuda da adım adım onu izlemekteyiz. Batı, tüketime dayanan bir iktisadî sisteme sahiptir; biz de kendi dünyamızda bunu tesis etmeye çalışıyoruz. Bunun için lüks mobilya, lüks eşya ve herkesin yirmi kat elbisesinin olması âdeta ahvâl-i âdiyeden şeyler. Arabalar değiştiriliyor, icabında ucuz arabaların yerini daha lüks arabalar alıyor ki, bunların hepsi Batı’dan gördüğümüz görenek ve tiryakiliklerdendir. Keşke, bütün bunların hesabını Allah’a vereceğimizi unutmasak..!
Mü’minler mutlaka para kazanıp zengin olmalı. Âyât-ı tekvîniyeden istifade etmeli, ticarî ve iktisadî hayatta mutlaka işi önde götürmelidir; götürmelidirler, zira Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), Medine-i Tâhire’yi ilk teşrif ettiklerinde Medine’nin bütün pazarlarında ticareti elinde tutanlar başkalarıydı. Kısa bir süre sonra Allah Resûlü, Yemen ve Şam arasında teşkil ettikleri kervanlarla ticaret kanunlarına hâkim olan Mekkeli muhacirleri Medine’de ticarete yönlendirdi. Kısa bir süre sonra da iktisadî ve ticarî dengeler Müslümanlar lehine değişti.