İçeriğe geç

Bununla Batılı müsteşrik, Hazreti Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem), kendi devrinde hem hayata hem de fikre önemli bir istikamet kazandırdığını söylemek istiyor. İslâm’da fikir, başkalarını aldatmak, iğfal etmek, şahsî hâkimiyetler kurmak ve bir baronluğa vesile olmak için kullanılmamış; bilakis topyekûn beşerin huzur ve saadetini temin edebilecek müesseselerin kurulmasına mâtuf kullanılmıştır. Mesela, İslâm’dan sonra gelen sistemler eskimiş fakat İslâm, üzerinden on dört asır geçmesine rağmen, İhvân-ı Safâ’dan Fârâbîlere kadar hiçbir düşünce sistemi, hiçbir fikrî akım, bunu rafa kaldırıp da onun yerine başkasını getirelim deme lüzumunu duymamıştır. Çünkü fikir artık tam istikamet kazanmıştır. Bugünkü ilmî ve fikrî tıkanıklık, inşâallah, erbabının elinde, demirin Hazreti Davud’un elinde balmumu yumuşaklığına gelip istenilen kalıba girmesi gibi kâmet-i kıymetine uygun şekilde açılacak ve inkişaf edecektir.

[1] Buhârî, menâkıb 24; en-Nesâî, es-Sünenü’l-kübrâ 5/54; el-Bezzâr, el-Müsned 4/165.[2] İbn Sa‘d, et-Tabakâtü’l-kübrâ 1/162; et-Taberî, Târîhu’l-ümem ve’l-mülûk 1/529.[3] İbn Hişâm, es-Sîratü’n-nebeviyye 2/54; ez-Zehebî, Târîhu’l-İslâm 1/91.[4] Buhârî, bed’ü’l-vahy 3; Müslim, îmân 252.[5] Buhârî, hac 42, menâkıbü'l-ensâr 25; Müslim, hayz 77.[6] İbn Hişâm, es-Sîratü’n-nebeviyye 1/326; et-Taberî, Tehzîbü’l-âsâr 1/22.[7] Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 1/190, 193; el-Bezzâr, el-Müsned 3/235; İbn Sa’d, et-Tabakâtü’l-kübrâ 1/129.[8] Buhârî, ilim 45; cihâd 15; Müslim, imâret 149-151.

142