İnsana bir de “merak” hissi verilmiştir. Merak hissi, insanda meâliyâtı tahkik etmek için vardır. Bu his Efendimiz’de çok ulvî bir şekilde mevcut idi. Zira O (sallallâhu aleyhi ve sellem), zayıf bir hadise göre, “Allah’ım, bana eşyanın hakikatini göster!”[1] diye dua ediyor ki, eşyanın mülk ve melekûtunu görme isteğinin temelinde, müspet mânâda merak vardı. Bu şekilde, eşyanın hakikatine muttali olmak için kullanılan merak, yerinde kullanılıyor demektir. Bu merakla insan eşyayı didik didik etmeli, illetten ma’lûle (sebepten neticeye) intikal etmeli ve tabiat ötesine muttali olmaya çalışmalıdır. Bu sayededir ki insan, fizikten atom fiziğine intikal eder, “acaba acaba”larla eşyanın derinliğine nüfûza muvaffak olur. Ne var ki o, eşyadan aldığı mârifet hüzmeleri, pozitif sonuçlar yanında hiçbir zaman Cenâb-ı Hakk’ın eşyayı idare ettiğini de hatırdan çıkarmamalıdır. Esasen merak çok kıymetlidir. Kâinattaki her şeyin arkasında isim ve sıfatların cilvelerini gören insan çok defa hayretinden kendinden geçer. Bir de bu güzel isim ve bu mukaddes sıfatların asıl bağlı bulundukları şuûnat-ı zâtiye vardır ki, doyulmaz tetkik ve temaşasına…