İçeriğe geç

İşte bunlar, meselâ, Bakara sûre-i celilesi gibi bir sûreyi bir kere okuyuverseler ahkâm-ı Kur’ân’ı bütünüyle içinde görür ve itminana ulaşırlar. Bir başka defa da başka bir sûreyi okur, orada da yine değişik ahkâmla karşılaşırlar; âdeta bütün Kur’ân’ı okumuş gibi bir feyiz ve bereket elde ederler. Onun için müfessirler “Allah bütün kitapları Kur’ân-ı Kerim’de, Kur’ân’ı Bakara sûre-i celilesinde, Bakara sûre-i celilesini Fatiha sûresi’nde; Fatiha’yı da Bismillâhirrahmânirrahîm’de hulâsa etmiş.” demişlerdir.2 Bismillâhirrahmânirrahîm’de, Fatiha’da Kur’ân’ın bütününü tekellüfsüz bir teville göstermek mümkündür. Başka yerlerdeki izaha binaen şimdi o konuyu geçiyorum.

Evet, bütün varlıklar insanda hulâsa edildiği gibi, geçmiş bütün kitaplar da Kur’ân-ı Kerim’de hulâsa edilmiştir. Nitekim Allah, bütün peygamberleri de Hz. Muhammed’de (sallallâhu aleyhi ve sellem) hulâsa etmiştir. İnsanlık peygamberlerde, peygamberler Hz. Muhammed’de hulâsa edilmiştir denebilir. Hulâsa, öz ve kaymak mânâsına O’na “Mustafa” diyoruz. Zira O, en safi, en öz ve özün özüdür. Bir diğer yaklaşımla mahlukatın özü beşerdir; hususiyle de Hz. Muhammed’e iman etmiş olan ümmet-i Muhammed’dir. Ahkâm-ı ilâhiyenin ezelden ebede kadar hulâsası da Kur’ân-ı Kerim’dir. Binaenaleyh her peygamber kendine ait hissesiyle bu hulâsanın içinde yerini almış; Hz. Musa Tevrat’ıyla, Hz. Davud Zebur’uyla, Hz. Mesih de İncil’iyle hulâsa edilmiştir. Diğer peygamberler de suhuflarıyla bunun içindedirler: “Bize de hakk-ı beyan ve hakk-ı ifade ver!” demiş ve o câmi kitaptan istifade ve istifaza etmişlerdir.

3