İçeriğe geç

Nebiler Serveri hicret esnasında Mekke’den ayrılırken bu duygularla dopdolu ve derin hislerle, “Eğer beni çıkarmasalardı senden çıkmazdım. Ey Kâbe! Allah şahit ki seni çok seviyorum!”18 demişti. Böylece Efendimiz yurttan yuvadan edilmenin yanı sıra Kâbe gibi bir mekândan edilmenin ızdırabını da sinesine basmıştı; basmıştı zira O (sallallâhu aleyhi ve sellem), kendisinden sonra yurdundan ve yuvasından edilenlere örnekti. Bu itibarla denebilir ki “Efendimiz’in hayatının hiçbir karesi imtihansız geçmemiştir.”

Yine bir keresinde Efendimiz bir yere gelip oturmuş ve bir tâli’sizin suikastına maruz kalmıştı. Bugün bazı medyada olduğu gibi, Efendimiz döneminde de hemen her gün bir kısım densiz sürekli komplo peşinden koşar ve sürekli yargısız infazda bulunurlardı. Evet, o gün Nebiler Serveri’ne belki on defa suikast tertip edilmişti.19 Bazen Efendimiz’in başına taşlar atılmış bazen de kılıçlarla üzerine gidilmişti. Bu tür olaylar öyle bir hâl almıştı ki o büyük Güven İnsanı, Medine’de bir gün yalnız olarak hücre-i saadetlerinde yatarken, içinden, “Keşke birisi gelse, başımda beklese de biraz uyuyabilsem!” şeklinde bir düşünceye dalmıştı. O öyle düşünürken Sa’d b. Ebî Vakkas, kılıcını kuşanmış olarak oraya gelmiş ve Efendimiz’in kim olduğunu sorması üzerine kendini tanıtmış ve “Allah’ın Resûlü rahat uyusun, size bir şey olmasın diye kapınızda bekleyeyim mülâhazasıyla geldim.”20 demişti. İşin doğrusu Efendimiz’in hayatının hemen her bölümünde değişik imtihanlara dair kareler görmemiz mümkündür. Cenâb-ı Hak Medine’de O’nu korkuyla imtihan etmiştir. “Biz mutlaka sizi biraz korku ile, biraz açlık ile, yahut mala, cana veya ürünlere gelecek noksanlıkla deneriz. Sen sabredenleri müjdele!”21 âyetiyle buna işaret edilmektedir.

10