Herkesin kendi seviyesine göre istifade ettiği Kur’ân, salih amel ile ne istediğini de açıkça anlatmıştır. Kur’ân, Tîn ve Asr sûrelerinde olduğu gibi bazı yerlerde salih ameli icmalî olarak anlatır. Allah: “Biz, insanı ahsen-i takvîme mazhar olarak yarattık. (Su-i ihtiyarı ve iradesini kötüye kullanmasıyla da) onu baş aşağı esfel-i safilîne ittik.” dedikten sonra bazı insanları bunun dışında tutar ve: “Ancak gönülden iman edip salih amelleri yapanlar müstesna.”1 buyurur. Asr sûresi’nde ise: “Zamana yemin olsun ki, insan hüsrandadır. Ancak, iman edip makbul ve güzel işler yapanlar, bir de birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna.”2 Görüldüğü gibi salih amel, bu âyetlerde icmal edilmiştir.
Bakara sûre-i celilesinin başında da salihat yukarıdaki beyanlara göre bir derece daha tafsilâtıyla anlatılır: “Kur’ân-ı Kerim, müttakiler için hidayet kaynağıdır. Müttakiler gayba iman eder, namazı dosdoğru yerine getirir. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (nafaka seviyesinde, israf etmeden ve başa kakmadan) infak ederler.”3 demek suretiyle salihatın ruhunda mündemiç olan hakikatleri kısmen de olsa tafsil eder. Onun için şekil olarak Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan’da namaza, oruca, zekâta müteallik ne kadar ibadet varsa bütünü salihat sözcüğüyle ifade edilir.
Aynı şekilde salihatın menfî yönü, haram yememe, haram giymeme, harama bakmama, haram konuşmama… gibi ne kadar nehyedilen şey varsa bunlar da terk edilmeleri zaviyesinden ibadet sayılırlar. Biz de müspet amelleri yaptığımız ve menfîlerini de terk ettiğimiz zaman salihler güruhuna girmiş oluruz. Hatta nikâh, talak, alışverişe kadar bütün muamelâtta dine tevfik-i hareket ettiğimiz nispette salihat işlemiş sayılırız. Bunlar da şekil olarak tafsilidir ve baştan aşağıya kadar Kur’ân-ı Kerim hep bunları anlatır.
Dipnotlar
- 1 Tîn sûresi, 95/4-6.
- 2 Asr sûresi, 103/1-3.
- 3 Bakara sûresi, 2/2-3.