Kalb, bu anladığımız mânâda yerinde atarsa ne olur? Hadiste “Allah, sizin şekillerinize, suretlerinize, (boylarınıza-poslarınıza) bakmaz. Allah sizin kalbî (hayatı)nıza bakar.” buyrulur. Bu, sizin kalbiniz ne kadar cismaniyetten ve hayvaniyetten uzak, ne kadar kalb ve ruhun semalarında teyaran ediyor, işte Allah’ın baktığı ve aradığı şey de budur demektir. Eğer Allah bizim kalbimize bakıyorsa –ki zayıf bir hadiste, her an Allah sizin kalbinize yetmiş defa bakar buyruluyor– onda arayacağı şey istikamettir. Beşer tabiatının gereği kalb ibresinde oynamaların olacağı muhakkaktır. Fakat Rabbim deyip yeniden O’na yönelme, hemen ona eski hâlini kazandıracaktır.
Öte yandan da İbrahim Hakkı’nın:
diyerek ifade buyurduğu bir hazırlanma meselesi vardır. Kalb bir Allah evidir. Şiirleştirilen zayıf bir hadiste ifade edildiği gibi;
Kemmiyetsiz, keyfiyetsiz Allah’ın bilindiği bu ev, kalb evidir. O kalb evini Allah’tan gayri her şeyden temizlemeli ki, kemmiyetsiz, keyfiyetsiz Rahmân nasıl şerefkudum buyuruyorsa öylece kasrına nüzul buyursun.
Evet, kendine yönelmiş bir gönüle karşı Allah “Allah seni ne terk etti ne de darıldı.”1 âyetinde dendiği gibi, şayet darılmamış ve terk etmemişse, makro âlemde bütün kapılar, norma âlemin sultanı olan o insana açılır. Öyleyse gökte verilecek kararlar, kalblerin bu yönelişine bağlıdır.
Görüldüğü gibi bu mesele fertte başlar. El verir ki fert, kendini bir uhrevî hayata göre dizayn etsin. İşte o zaman كَمَا تَكُونُوا يُوَلّٰى عَلَيْكُمْ“Nasıl iseniz öyle idare edilirsiniz.” hadisinin ifadesiyle, Cenâb-ı Hak inayet ve keremiyle onu/onları serfiraz kılar, sonra da arz ve semanın sultanı/sultanları hâline getirir.
Dipnotlar
- 1 Duhâ sûresi, 93/3.