Nefi̇s Ve Şeytan Aldatması
İnsan, bir taraftan hırs, kin, nefret, haset vb. duygularla örgülenen nefis mekanizması, diğer taraftan da nerede, ne zaman ve ne şekilde karşısına çıkıp kendisini aldatacağı belli olmayan şeytan unsuruyla her zaman karşı karşıyadır. Çoğu zaman bu düşmanlar, insana dost suretinde yaklaşarak doğruyu yanlış, çirkini güzel, bâtılı hak gösterir ve insanı idlâl edebilirler. Bu mevzuda Kur’ân, şeytanın his ve karakterine şöyle tercüman olur: “Elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen, onların çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın.”1 O hâlde insan, nefsin ve şeytanın vesveselerine karşı daima uyanık olmak zorundadır.
Bu noktada ayrıca bir hususun altını çizmekte fayda mülâhaza ediyorum: Bazıları “İman ve Kur’ân’a hizmet eden daire içinde bulunuyoruz. Dolayısıyla nefsin ve şeytanın bize zarar vermesi imkânsız ya da çok zordur.” diye düşünebilirler. Oysaki tam aksine, şeytanların en azılıları işte bu tür insanlarla uğraşmaktadırlar. Onun için böylesi kişilerin sıradan insanlara nispetle daha dikkatli olmaları gerekir.
Ayrıca iman ve Kur’ân hizmetiyle iştigal eden insanların nefis mekanizmaları tabiî seyri içinde çalışmaktadır. O mekanizma her fırsatta kendi isteklerini kabul ettirme arzusundadır. Bu açıdan da insanın bunun bilincinde olup, nefis mekanizmasının aldatma ihtimaline karşı temkinli olması icap eder.
Dipnotlar
- 1 A’râf sûresi, 7/17.