İçeriğe geç

Altıncısı, günümüzde ciddî bir maraz hâlinde hakka gönül vermiş yiğitlerin pek çoğunun ayağına dolaşan tenperverlik (rahata düşkünlük) hastalığıdır. Evet, içtimaî ruhu uyandıran, insanları irşat edip onları hakikî insanlığa yükselten, kendini hakikate adamış bu hasbî ruhlar, böyle yüce bir mefkûre uğrunda kat’iyen tenperverliğe girmeden, maddî-mânevî her şeylerini feda etmeye hazır olmalıdırlar. Üstûrevî mahiyette Hz. İbrahim’in servetiyle alâkalı anlatılan bir menkıbe vardır. Aslı olmasa da, faslı bize bir şeyler anlatır.

Hz. İbrahim’in o kadar çok koyunları ve bu koyunların çobanları vardır ki, o kendi dönemi itibarıyla en zenginlerinden sayılır. Bu kadar geniş bir serveti peygamberlik mansıbıyla telif edemeyen –hangi mülâhazadan kaynaklanırsa kaynaklansın– meleklerden bazıları, “Acaba peygamberlik mansıbıyla bunca servet nasıl telif edilir?” şeklinde bir soru tevcih ederler. Cenâb-ı Hak da “Bu servet onun gönlüne girmiş mi, girmemiş mi gidin deneyin!” der ve bunun üzerine melekler, vahiy meleği Cibril-i Emin reisliğinde insan suretinde temessül ederek Hz. İbrahim’in yanına gelirler. Burada melekler onun duyacağı şekilde سُبّوُحٌ قُدُّوسٌ رَبُّ الْمَلٰئِكَةِ وَالرُّوحِ diyerek mârifetlerini ifade ederler. Bu kelimelerin her biri, Cenâb-ı Hakk’ı takdis ve tesbih adına çok iyi seçilmiş kelimelerdir. Kalbi lâhûtî esintilere açık olan Hz. İbrahim, böyle bir tesbih duyunca çok hoşuna gider, “Allah aşkına bu ne güzel şey!” şeklinde hayretini bildirir ve “Servetimin üçte biri sizin olsun, dediklerinizi bir kere daha söyleyin.” der. Melekler bir daha söylediklerinde Hz. İbrahim, “Yarısı sizin olsun!” Bir kere daha söylediklerinde ise “Çobanlarımla beraber size köle oldum!” karşılığını verir.

5