İçeriğe geç

Nevruz Bayramı, Alevî’si, Sünnî’si, Kürt’ü ve Türk’üyle bize ait toplumlarda dinî nasslarla belirlenen ve din kaynaklı bir bayram değil, yukarıda da arz ettiğim gibi o daha çok Nizamülmülk’ün benimseyerek ortaya koymuş olduğu bir “Bahar bayramı”dır. Ve kaynaklarımızda da, o ilk dönemler itibarıyla Güneydoğu’daki vatandaşların ve Kürtler’in bu bayrama katıldıklarına ve tes’id ettiklerine dair fazla bir şey bulunmamakta ve o sadece Türklerin ve Türkmenlerin bir bayramı olarak kaydedilmektedir.

Meseleyi bu şekilde tespit ettikten sonra, tekrar başa dönecek olursak, eğer Nevruz, Zerdüşt dininden kaynaklanıyor veya Cemşit Şah’la benimsenip yaşanıyorsa dinî ve İranî bir mesele demektir. Böyle bir meseleyi, bir kısım hülyaları gerçekleştirmek için vesile olarak kullanmaya çalışmak, Nevruz günü yürüyüş yapmak, değişik yerleri tahrip etmek, belli kesimlere yüklenmek çok çirkin bir hâdisedir ve koskoca bir tarihi tahriftir. Değişik bir ifadeyle, bizim dinimizde olmasa bile dinî olan bir hakikati, böyle davranmakla, bir bakıma vahşet ve bedeviyet hesabına kullanmak demektir.

İkinci yanıyla Nevruz, şayet Nizamülmülk’ün ortaya koyduğu bir yılbaşı, bir yeni gün ise, bence bu yeni yıla veya yeni güne, hâlâ Afrika’da bir kısım yamyam, bedevî ve vahşiler gibi kan dökerek, kan düşünerek, kan konuşarak değil; medeni insanlar gibi, sevinç, neşe ve sürurla girilmeli ve kutlanmalıdır. Evet, Nevruz, halkın bayramıdır.. ve eğer kutlanacaksa halkla iç içe kutlanmalıdır ki, şimdilerde devlet de bu meseleye sahip çıkma gibi bir tavır sergilemektedir.

191