“Bana şükrederseniz Ben de nimetleri artırırım, eğer küfran-ı nimette bulunursanız, şüphesiz azabım çok şiddetlidir.”185
7. Allah’la Münasebeti Kuvvetlendirir
İnsan, Rabbiyle münasebetinin kuvveti nispetinde kâmil insan olma yoluna girmiş demektir. Cenab-ı Hak’la irtibatı kuvvetli olan bir mü’minin hayatında tamam olmayan bir şeye rastlanmaz. O, tıpkı âyette;
تَـتَجَافٰى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفاً وَطَمَعاًۘ
“Yataklarından kalkar, havf-reca (korku-ümit) duygularıyla Rabbilerine ibadet ederler.”186 buyrulduğu gibi uzunluğuna ve kısalığına aldırış etmeden gecenin bir yarısı kalkar, Rabbinin gazabından endişe ederek ve rahmetine nâil olmayı umarak kıyamda durur. Ramazan’da sahura kalkmak için geceyarısı yumuşak döşeğini terk eder. Sırf O’nun rızasını elde edebilmek için gün boyu aç ve susuz durmaya katlanır. İşte böyle bir fedakârlık Allah ile o kulu arasında çok kuvvetli bir bağ meydana getirir. Onun bu fedakârlığına karşılık Cenâb-ı Hak ahirette şöyle buyuracaktır:
كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَآ أَسْلَفْتُمْ فِى ٱلْأَيَّامِ ٱلْخَالِيَةِ
“Geçmişte yaptığınız iyi amellerin karşılığı olarak afiyetle yiyin, için.”187
Kudsî bir hadiste de buyrulduğu gibi Cenâb-ı Hak, iki korkuyu ve iki emniyeti bir arada yaşatmaz. Bu dünyada rahat ve rehavetinden taviz vermeyen, din adına birtakım sıkıntılara katlanmayan, kendini zora sokmayan bir insan ahirette bunlara maruz kalacaktır. Aksine, bu dünyada gece yarısı yumuşak yatağını terk eden, günboyu açlığın ve susuzluğun sıkıntılarına katlanan ise ahiretin sıkıntı ve meşakkatlerinden emin olacaktır.