Maalesef günümüzde bu tür günahlar çok yaygındır. Hâlbuki günah her yönüyle, her hâliyle, her ünitesiyle, her müessesesiyle şeytana hizmet eder. Günahlara karşı İslâm’ın ortaya koyduğu bir kısım düstur ve esaslar vardır. İnanan insanlar bu düsturlara başvurdukları sürece günah girdabına kapılmayacak, günah selleriyle sürüklenip yok olmayacaklardır. Fakat İslâm’ın esaslarına riayet edilmediği zaman, insanların tıpkı kütükler gibi bu günah sellerine kapılıp sürüklenmeleri mukadderdir. İslâm’ın bu bakış açısını şöyle özetleyebiliriz:
Öncelikle, İslâm, beşer olmaktan kaynaklanan hususları realite olarak kabul eder. Mesela beşerde gazap, hırs ve inat gibi duyguların bulunması birer realitedir. Fakat bunlar yerinde kullanıldığı zaman yümün, bereket ve bir kısım hayırlara vesile olabilirken, yerinde kullanılmadığında şerre sürüklerler. Aynı şekilde İslâm, insandaki şehveti de bir realite olarak kabul eder. Dahası şehveti (arzu ve iştiha), insanda şahsî hayatın ve neslin devamı için verilmiş bir avans, bir ilâhî armağan olarak görür. İnsan, bu avansı kullanıp değerlendirerek, yeryüzünün salih mirasçıları olan ümmet-i Muhammed’in çoğalmasına vesile olacaktır. Ancak bu mevzuda meşru çizgiler içinde kalmak ve günaha girmemek olmazsa olmaz bir esastır. Bunun yolu da evliliktir.