İçeriğe geç

Evlenmeye imkânı olmayanlar ise Allah Resûlü’nün tavsiyesine uyarak oruç tutarlar. Ancak oruç da bütün şartları yerine getirilerek tutulmalıdır ki günahlara mâni olma fonksiyonunu yerine getirebilsin. Bu zaviyeden bakacak olursak mesela bir insan, bütün gün aç durup da akşam vakti tıka-basa karnını doyursa, sahurda da yine iftar vaktiyle yarışır gibi yiyip içse, elbette ki oruçtan beklenen neticeyi elde edemeyecektir. Zira orucun önemli hedeflerinden biri de şehveti kırmaktır. Hâlbuki günde belli kalorinin üstünde alınan gıdalar şehvetin kırılması şöyle dursun, onun güçlenmesine sebep olmaktadır. Dolayısıyla da böyle yiyip-içen bir insanın oruçtan bu mânâda bir fayda görmesi imkânsızdır. Haddizatında insan, normal vakitlerde de yeme-içmesine dikkat etmelidir. Az yeme, az uyuma ve az konuşma değişmeyen İslâmî birer prensiptir.

Binaenaleyh iradenin hakkını vererek, nefse ait beslenme musluklarını kısmak çok mühimdir. Aksi takdirde nefis daima şeytana açık bir kapı olacaktır. Şeytan gibi nefisten de insana dost olmaz. Nefsin, fenalıklara götüren büyük bir hasım ve kendisine karşı “en büyük cihad”ın yapılması gereken bir düşman olduğunun bilinmesi, ondan ve şeytandan kurtulma, dolayısıyla da Allah’a yaklaşma istikametinde atılmış önemli bir adımdır. Peygamber Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem), bir keresinde, أعْدَى عَدُوِّكَ نَفْسُكَ الَّتِي بَيْنَ جَنْبَيْكَ “Senin en büyük hasmın, mahiyetindeki nefsindir.”;176 başka bir defa, bir muharebeden dönenlere hitaben, قَدِمْتُمْ خَيْرَ مَقْدَمٍ مِنَ الْجِهَادِ الْأَصْغَرِ إِلَى الْجِهَادِ الْأَكْبَرِ.“Şimdi küçük cihaddan büyük cihada döndünüz.” buyurması, “Büyük cihad nedir?” sorusunu ise, مُجَاهَدَةُ الْعَبْدِ هَوَاهُ “Kulun, heva-yı nefsine savaş açması.” şeklinde cevaplaması,177 nefisten korkmamız ve karşısında daima teyakkuzda bulunmamız hususunda bizim için önemli derslerdir.

146