Ayrıca bu âyet-i kerimenin bir de gaybı ihbar buudu var ki, başlı başına bir konu teşkil eder. Âyet hangi hâdise münasebetiyle nazil olursa olsun, Kur’ân-ı Kerim’de bulunan pek çok emsali âyetler gibi, bunun hükmü de umumîdir.. ve mü’minlere, onlarda ürperti hâsıl eden bir üslûpla önemli bir mevzu ihtar edilmek istenmiştir. İhtar edilen bu konu, dallı-budaklı, çok şubeli olmanın yanında aynı zamanda her dönemin Müslümanlarını titretecek ölçüde yaygındır da. Hem öyle bir yaygındır ki, Esved-i Ansî’nin başını çektiği Benî Müdlic irtidadından, Müseylime’nin serkârlığında gerçekleştirilen Benî Hanife ilhadına, Tuleyha İbn Huveylid’in azdırdığı Benî Esed’in tuğyanından Hz. Ebû Bekir döneminde baş gösteren Fezâre, Gatafan, Benî Selim, Benî Yerbû’, Temim’in bir bölümü, Kinde, Benî Bekir, Gassan’a kadar pek çok kabile ve bölge bu tali’sizlikten nasibini almıştır.3 Hatta izafî plânda Emeviler de, Abbasiler de, Osmanlılara kadar arkadan gelenler de ve daha sonraki dönemler de bundan hisselerini almış ve belli ölçüde mutlaka onu tatmışlardır.
Dipnotlar
- 3 İbn Kesir, el-Bidâye ve’n-nihâye 6/324-336.