“Âyetlerimiz hakkında alaylı tavırla münasebetsizliğe dalanları gördüğün zaman, onlar başka bir konuya dalıp gidinceye kadar kendilerinden yüz çevirip uzak dur!”41 buyurulmaktadır. Yani Kur’ân-ı Kerim, takdis ve tebcil edilecek değerleri nâsezâ nâbecâ sözlerle hafife alıp zulüm irtikâp eden insanların bulunduğu yeri terk etmemizi emretmektedir.
Evet, Cenâb-ı Hak bir taraftan istikameti hedef gösterip, taşkınlığa düşmekten Müslümanları men ederken, diğer yandan da zulüm ve haksızlığa meyletmeyi nehyetmiştir. Aslında niyetinde, yaşayışında, söz, tavır ve davranışlarında hep istikametin temsilcisi olan bir insan, zulüm ve haksızlığa da başkaldıracaktır. Nitekim her çeşidiyle zulümden uzak durup istikamet üzere bulunmanın mükâfatını anlatan bir âyet-i kerimede şöyle buyurulmaktadır:
“‘Rabbimiz Allah’tır.’ deyip sonra da istikamet üzere doğru yolda yürüyenler yok mu; işte onların üzerine ceste ceste melekler inip ‘Hiç endişe etmeyin, hiç üzülmeyin ve size vaad edilen Cennetle sevinin!’ derler.”42
Soru: İnsan niçin zalimlere meyleder?